
The Importance of Central Bank Independence: Autonomous Interest Rate Decisions and the Societal Impacts of Negative Real Interest Rates – A Global Perspective on Turkey
Prof. Dr. Orhan Elmacı,
https://orcid.org/0000-0002-7137-6211
Bu çalışma Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (ROR: https://ror.org/02mn0vt57) tarafından desteklenmiştir.
oelmaci@gmail.com
Öz
Modern ekonomilerde makroekonomik istikrarın sağlanması, merkez bankalarının siyasi otoriteden bağımsız hareket edebilmesine bağlıdır. Bu çalışma, Merkez Bankası Bağımsızlığının (CBI) enflasyon kontrolü ve toplumsal adalet üzerindeki belirleyici rolünü incelemekte; bağımsızlığın aşınması sonucu ortaya çıkan negatif reel faiz ortamının yarattığı servet transferlerini, geniş halk kesimlerinin fakirleşmesini, belirli kesimlerin zenginleşmesini ve küresel şirket kapitalizminin hegemonik yükselişine bağlı despotik eğilimleri analiz etmektedir. Türkiye’nin 2018 sonrası heterodox para politikası deneyimi, düşük faiz ısrarının enflasyonu patlattığı, orta sınıfı erittiği ve sermaye yoğun kesimleri güçlendirdiği bir vaka olarak ele alınmaktadır. Bu süreç, küresel kapitalizmin kriz dinamikleriyle otoriterleşme arasındaki bağlantıyı da ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: Merkez Bankası Bağımsızlığı, Para Politikası, Negatif Reel Faiz, Servet Transferi, Gelir Eşitsizliği, Şirket Kapitalizmi, Küresel Hegemonya, Ekonomik Otoriterleşme, Türkiye Ekonomisi.
Abstract
In modern economies, macroeconomic stability largely depends on the ability of central banks to operate independently of political authorities. This study examines the pivotal role of Central Bank Independence (CBI) in controlling inflation and promoting social justice. It analyzes how the erosion of CBI leads to negative real interest rate environments, triggering wealth transfers, the impoverishment of broad segments of society, the enrichment of specific elites, and despotism fueled by the global ascendancy of corporate capitalism. Turkey’s post-2018 heterodox monetary policy experience serves as a case study, illustrating how persistent low-interest policies have accelerated inflation, weakened the middle class, and strengthened capital-intensive sectors. This process also highlights the linkage between global capitalist crisis dynamics and authoritarian tendencies.
Keywords: Central Bank Independence, Monetary Policy, Negative Real Interest Rates, Wealth Transfer, Income Inequality, Corporate Capitalism, Global Hegemony, Economic Authoritarianism, Turkish Economy
Giriş
Para politikası, modern ekonomilerin en kritik yönetim araçlarından biridir. Faiz oranı, paranın fiyatı olarak kaynak dağılımını belirler ve makroekonomik istikrarı doğrudan etkiler (Mishkin, 2007, s. 45). Merkez bankalarının bağımsızlığı (Central Bank Independence – CBI), bu araçların kısa vadeli siyasi baskılardan arındırılmış şekilde kullanılmasını sağlar. Bağımsız bir merkez bankası, fiyat istikrarını önceliklendirerek enflasyon beklentilerini yönetir ve uzun vadeli büyümeyi destekler (Alesina & Summers, 1993, s. 156).
Ancak CBI’nin zayıflaması, popülist müdahalelere kapı aralar. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, düşük faiz ısrarı negatif reel faiz ortamı (r=i−π<0r = i – \pi < 0r=i−π<0) yaratır; burada nominal faiz (i) enflasyondan (π) düşük kalır. Bu durum, finansal baskılama (financial repression) mekanizmasıyla büyük servet transferlerine yol açar: Tasarruf sahiplerinden (genellikle orta sınıf) borçlulara ve sermaye yoğun kesimlere gizli bir transfer gerçekleşir (Reinhart & Sbrancia, 2011, s. 20).
Negatif reel faizler, toplumsal eşitsizliği derinleştirir. Orta sınıfın tasarrufları erirken, krediye erişimi olan elit kesimler ucuz borçlanmayla varlık (gayrimenkul, döviz, hisse) edinir ve zenginleşir. Bu süreç, yalnızca ekonomik değil, siyasi sonuçlar da doğurur: Ekonomik gücün dar bir zümrede toplanması, demokratik denetimi zayıflatır ve otoriter eğilimleri besler (Harvey, 2005, s. 67; Piketty, 2014, s. 211).
Türkiye, 2018 sonrası dönemde bu dinamiklerin en çarpıcı örneklerinden birini sunmaktadır. Başkanlık sistemine geçişle eşzamanlı olarak merkez bankası bağımsızlığının aşınması, “yeni ekonomi modeli” adı altında düşük faiz politikasının ısrarla sürdürülmesine yol açmıştır (Demiralp & Demiralp, 2019, s. 50). Sonuçta enflasyon %85’leri aşmış, TL dramatik değer kaybetmiş ve tarihin en büyük servet transferlerinden biri gerçekleşmiştir (Akçay & Güngen, 2022, s. 12).
Bu çalışma, CBI’nin önemini küresel literatür eşliğinde tartışmakta; negatif reel faizlerin servet transferi ve eşitsizlik yaratma mekanizmalarını teorik çerçevede ele almakta; Türkiye örneğini ampirik verilerle incelemekte ve şirket kapitalizminin küresel hegemonik yükselişiyle otoriterleşme arasındaki bağlantıyı vurgulamaktadır. Bu bağlamda, bir sonraki bölümde literatür taraması üzerinden merkez bankası bağımsızlığı, negatif reel faizler ve heterodox para politikalarının küresel ve Türkiye örneklerindeki etkilerini detaylı olarak ele alacağız.
2. Literatür Taraması
2.1 Merkez Bankası Bağımsızlığı ve Makroekonomik Performans
CBI üzerine literatür, siyasi ve operasyonel bağımsızlık ayrımı yapar (Cukierman, 1992, s. 78). Siyasi bağımsızlık, merkez bankasının hükümet baskılarından etkilenmeden karar alabilmesini ifade ederken; operasyonel bağımsızlık, faiz, rezerv gereklilikleri ve likidite yönetimi gibi araçları özgürce kullanabilmesini kapsar.
Empirik çalışmalar, yüksek CBI’nin düşük ve istikrarlı enflasyonla güçlü ilişki içinde olduğunu göstermektedir (Alesina & Summers, 1993, s. 156). Gelişmekte olan ülkelerde CBI artışı, enflasyonu ortalama 4–6 puan düşürebilmektedir (Garriga & Rodriguez, 2023, s. 29).
Siyasi müdahaleler, kısa vadeli büyüme hedefleriyle faiz manipülasyonuna yol açar. Bu, enflasyon patlaması ve döviz krizi riskini artırır (Orhangazi, 2024, s. 15).
Merkez bankası bağımsızlığının zayıflamasının olumsuz etkilerini daha iyi anlamak için, bir sonraki alt başlıkta negatif reel faiz ve servet transferi mekanizmaları ele alınacaktır.
2.2 Negatif Reel Faiz ve Servet Transferi
Negatif reel faizler, regresif bir vergi niteliği taşır (Erosa & Ventura, 2002, s. 3). Tasarruf sahipleri reel kayba uğrarken, borçlular ucuz finansmanla varlık edinir. Bu, gelir ve servet eşitsizliğini artırır (Romer, 2012, s. 145).
Küresel örneklerde (1970’ler Latin Amerika, 2010’lar sonrası bazı gelişen piyasalar), negatif reel faizler hükümet borçlarını likide etmek için kullanılmış ancak orta sınıfı eritmiştir (Giovannini & de Melo, 1993, s. 15). Türkiye’de benzer şekilde, düşük faiz politikası milyoner sayısını artırırken reel serveti düşürmüştür (UBS Global Wealth Report, 2025).
Geçiş Paragrafı: Negatif reel faizlerin toplumsal etkileri sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve kurumsal yapılar üzerinde de belirleyicidir. Bu nedenle, bir sonraki alt başlıkta heterodox para politikalarının Türkiye örneğindeki sonuçlarına odaklanacağız.
2.3 Heterodox Para Politikaları ve Sonuçları
Heterodox yaklaşımlar (düşük faizle enflasyon kontrolü iddiası), geleneksel teoriye meydan okur. Ancak uygulamada enflasyon ve devalüasyon yaratır (Kenc, 2022, s. 8). Türkiye’de 2018–2023 dönemi, bu politikaların eşitsizliği derinleştirdiğini göstermektedir: Tüketim Gini’si 2019’dan sonra 0.38’den yukarı çıkmıştır (Torul et al., 2025, s. 18).
Bu literatür bulgularını temel alarak, bir sonraki bölümde teorik çerçeveye geçilecek; şirket kapitalizmi, servet transferi ve despotik eğilimler arasındaki mekanizmalar sistematik olarak ele alınacaktır.
3. Teorik Çerçeve: Şirket Kapitalizmi, Servet Transferi ve Despotizmin Yükselişi
Küresel kapitalizmin neoliberal evresinde, finansallaşma ve şirket hegemonyası eşitsizliği yapısallaştırmıştır (Piketty, 2014, s. 211). Negatif reel faizler bu dinamiği hızlandırır.
3.1 Şirket Kapitalizmi ve Finansal Baskılama
Düşük faizler, büyük şirketleri ucuz borçlanmayla güçlendirir; oligopol yapılar pekişir (Krugman, 2013, s. 88). Yerel orta sınıf mülksüzleşirken, küresel sermaye ile eklemlenmiş şirketler kâr devşirir. Bu, “bağımlı finansallaşma” olarak tanımlanır (Akçay & Güngen, 2022, s. 12).
Şirket kapitalizminin yükselişi, yalnızca ekonomik eşitsizliği artırmakla kalmaz; aynı zamanda orta sınıfın tasfiyesini hızlandırarak toplumsal ve siyasi yapıları dönüştürür. Bu nedenle bir sonraki alt başlık, orta sınıf erozyonunun ve toplumsal sonuçların analizi olacaktır.
3.2 Orta Sınıfın Tasfiyesi ve Toplumsal Sonuçlar
Orta sınıfın erozyonu, demokratik denetimi zayıflatır. Reel gelir kaybı, bireyleri devlet yardımlarına bağımlı kılar; bu da siyasi otoritenin “disiplin” kapasitesini artırır (Harvey,
Ekonomik eşitsizlik ve orta sınıf tasfiyesi, küresel kapitalizm ve hegemonik güçler perspektifiyle birleştiğinde despotik eğilimlerin yükselmesine yol açmaktadır. Bir sonraki alt başlık, bu küresel bağlantıyı ele alacaktır.
3.3 Küresel Hegemonya ve Despotik Eğilimler
Kapitalizmin krizleri, eşitsizliği artırarak otoriter rejimlere zemin hazırlar (Kenworthy, 2023). Şirket kapitalizmi, ekonomik gücü siyasi güce dönüştürerek kurumsal liyakati sadakate bırakır.
Geçiş Paragrafı: Teorik çerçeveden elde edilen çıkarımlar, Türkiye’nin 2018–2025 dönemindeki ampirik verileriyle sınanacaktır. Bu bağlamda bir sonraki bölüm, Türkiye örneğini detaylı olarak inceleyecektir.
4. Ampirik Analiz: Türkiye Örneği (2018–2025)
4.1 CBI Aşınması ve Faiz Politikası
2018 sonrası Türkiye’de CBI dramatik şekilde aşınmıştır. Merkez bankası başkanlarının sık değişimi (2018–2023 arası 4 başkan) siyasi müdahaleyi belgelemektedir (Demiralp & Demiralp, 2019, s. 50).
Düşük faiz ısrarı, reel faizleri derin negatife çekmiş; enflasyon %85’lere ulaşmıştır (TCMB Verileri, 2022). TL, 2018’den 2025’e 30 kat değer kaybetmiştir.
CBI aşınmasının ekonomik sonuçları yalnızca faiz ve enflasyonla sınırlı kalmamış; aynı zamanda servet transferi ve eşitsizlik mekanizmalarını da etkilemiştir. Bu nedenle bir sonraki alt başlıkta eşitsizlik ve servet transferi göstergeleri analiz edilecektir.
4.2 Servet Transferi ve Eşitsizlik
- Emeğin GSYH payı gerilerken sermaye payı rekor kırmıştır (Akçay & Güngen, 2022, s. 12).
- Gini katsayısı gelirde hafif dalgalanma gösterse de (2024’te 0.413), tüketim eşitsizliği post-2019 artmıştır (Torul et al., 2025, s. 18).
- Milyoner sayısı %8.4 artarken reel servet %21 düşmüştür (UBS, 2025).
- Varlık fiyatları (konut, döviz) patlamış; kredi erişimi olan kesimler zenginleşmiştir.
Bu dönem, otoriter eğilimleri ekonomik bağımlılıkla pekiştirmiştir (Elmaci, 2023, s. 40).
Ampirik veriler, negatif reel faiz ortamında eşitsizliğin orta sınıf ve geniş halk üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Bir sonraki bölümde, bu bulgular küresel perspektifle tartışılacaktır.
5. Tartışma: Küresel Boyut ve Dersler
Türkiye deneyimi, gelişmekte olan ülkeler için uyarıdır. Negatif reel faizler, kısa vadeli büyüme vaadine karşı uzun vadeli tahribat yaratır. Küresel şirket kapitalizmi, bu politikaları hegemonya güçlendirme aracı olarak kullanır; eşitsizlik ise otoriterleşmeyi sistemik kılar (Stiglitz, 2023).
Türkiye örneği, neoliberal finansallaşmanın orta sınıfı tasfiye ederek sermaye ve siyasi gücü dar bir elitte toplamasının somut göstergesidir.
Bu tartışmalardan yola çıkarak, para politikası bağımsızlığının korunması ve eşitsizliğe karşı alınabilecek önlemler sonuç bölümünde ele alınacaktır.
Sonuç
Para politikası bağımsızlığı, toplumsal adalet ve demokratik istikrar için elzemdir. Negatif reel faizlerin yarattığı servet transferi, orta sınıfı mülksüzleştirerek şirket hegemonyasını ve despotik eğilimleri besler. Türkiye, bu risklerin küresel bir örneğidir: Kurumsal bağımsızlığın korunması, eşitsizliğe karşı en etkili kalkandır.
Kaynakça
Akçay, Ü., & Güngen, A. R. (2022). The politics of dependent financialization in Turkey. Review of International Political Economy. https://doi.org/10.1080/09692290.2022.2083658
Alesina, A., & Summers, L. H. (1993). Central bank independence and macroeconomic performance. Journal of Money, Credit and Banking, 25(2), 151–162.
Cukierman, A. (1992). Central bank strategy, credibility, and independence. MIT Press.
Demiralp, S., & Demiralp, S. (2019). Erosion of central bank independence in Turkey. Turkish Studies, 20(1), 49–68.
Elmaci, M. (2023). Ekonomik otoriterleşme ve para politikası. İktisat ve Siyaset Dergisi.
Garriga, A. C., & Rodriguez, C. M. (2023). More effective than we thought: Central bank independence and inflation in developing countries. Economic Modelling.
Harvey, D. (2005). A brief history of neoliberalism. Oxford University Press.
Kenc, T. (2022). Turkey’s unorthodox monetary policy. Peterson Institute for International Economics.
Krugman, P. (2013). End this depression now! W. W. Norton & Company.
Mishkin, F. S. (2007). The economics of money, banking, and financial markets. Pearson.
Orhangazi, Ö. (2024). The falling lira. Phenomenal World.
Piketty, T. (2014). Capital in the twenty-first century. Harvard University Press.
Reinhart, C. M., & Sbrancia, M. B. (2011). The liquidation of government debt. IMF Finance & Development.
Romer, D. (2012). Advanced macroeconomics. McGraw-Hill.
Stiglitz, J. E. (2023). Inequality and democracy. Project Syndicate.
Torul, O., et al. (2025). The distributional consequences of Turkey’s unorthodox policies. New Perspectives on Turkey.
UBS. (2025). Global wealth report.
![]()
