Accounting Science Trapped Between Standards: The Anatomy of Normative Regime and Epistemological Constriction in Turkey
Prof. Dr. Orhan Elmacı,
https://orcid.org/0000-0002-7137-6211
Bu çalışma Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (ROR: https://ror.org/02mn0vt57) tarafından desteklenmiştir.
oelmaci@gmail.com
Öz
Küresel ölçekte muhasebe standartlarını üreten kuruluşlar (IASB, FASB, IFAC vb.), kapitalist ekonomik sistemin ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla sürekli yeni düzenlemeler yayımlamaktadır. Bu düzenlemeler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde mali tabloları yeknesak hâle getirme çabasının bir yansımasıdır. Ancak bu normatif düzenlemelerin muhasebe bilimi ile özdeşleştirilmesi, epistemolojik açıdan ciddi bir yanılgıdır. Zira muhasebe standartları yalnızca uygulama pratiklerine yön verirken, muhasebe bilimi düzenin arkasındaki toplumsal, ekonomik ve ideolojik yapıları sorgulama görevini üstlenmektedir. Bu çalışmada muhasebe bilimi ile muhasebe standartları arasındaki epistemolojik farklılık, literatür taraması ve eleştirel yaklaşım ışığında tartışılmaktadır. Çalışma, muhasebe standartlarını bilimin kendisi olarak gören yaklaşımı eleştirmekte ve muhasebe biliminin gerçek alanının normatif düzenlemeleri sorgulamak olduğunu ileri sürmektedir.
Anahtar Kelimeler: Muhasebe Bilimi, Muhasebe Standartları, Epistemoloji, Eleştirel Muhasebe, Küresel Düzenlemeler
Abstract
Global accounting standard-setting bodies (IASB, FASB, IFAC, etc.) constantly issue new regulations to meet the needs of the capitalist economic system. These regulations particularly aim to harmonize financial statements in developing and emerging economies. However, equating such normative regulations with the discipline of accounting science represents a significant epistemological fallacy. While accounting standards provide practical guidance for financial reporting, accounting science critically investigates the underlying social, economic, and ideological structures shaping these regulations. This study examines the epistemological divergence between accounting science and accounting standards through a review of the literature and a critical perspective. It challenges the view that considers accounting standards as equivalent to accounting science and argues that the true domain of accounting science lies in questioning normative frameworks rather than reproducing them.
Keywords: Accounting Science, Accounting Standards, Epistemology, Critical Accounting, Global Regulations
2. Literatür Taraması
Muhasebe düşüncesi ve uygulamaları, farklı dönemlerde farklı epistemolojik yönelimler etrafında şekillenmiş; kimi zaman normatif kurallar, kimi zaman pozitif açıklamalar, kimi zaman da eleştirel sorgulamalar üzerinden gelişmiştir. Bu bağlamda literatür üç temel hat üzerinde incelenebilir: normatif yaklaşımlar, pozitif yaklaşımlar ve eleştirel yaklaşımlar. Ayrıca Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerdeki literatür, küresel yönelimlerle etkileşim içerisinde özgün bir çerçeve ortaya koymaktadır.
2.1. Normatif Muhasebe Teorisi ve Standartların Doğuşu
20.yüzyılın ortalarında muhasebe literatürünün baskın yönelimi normatif muhasebe teorisi olmuştur. Normatif yaklaşım, “muhasebe nasıl olmalıdır?” sorusuna yanıt arar ve finansal raporlamanın belirli ilkeler çerçevesinde düzenlenmesini önerir (Ijiri, 1975, s. 28). Paton ve Littleton’un (1940) çalışması, muhasebenin gelir ölçümü ve mali tabloların tutarlılığı konusunda normatif ilkeler sunarak bu geleneğin en önemli referanslarından biri olmuştur.
Normatif literatürün temel katkısı, muhasebeyi yalnızca kayıt tutma tekniği olmaktan çıkarıp, sermaye piyasalarının bilgi ihtiyacına cevap veren kurallar bütünü hâline getirmesidir. Bu doğrultuda Amerika Birleşik Devletleri’nde Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (FASB) ve daha sonra küresel ölçekte Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB), normatif düşünceyi kurumsal düzenlemelere dönüştürmüştür (Zeff, 2007, s. 59).
Ancak normatif teoriler ciddi eleştirilere de maruz kalmıştır. Öncelikle, bu teoriler muhasebenin toplumsal bağlamını göz ardı ederek, standartları teknik ve tarafsız göstergeler olarak kabul etmiştir (Mattessich, 1995, s. 108). Oysa literatürde pek çok çalışma, muhasebe standartlarının tarafsız değil, sermaye piyasalarının istikrarını önceleyen araçlar olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda normatif teorilerin bilimin sorgulayıcı işlevini yerine getirmediği, yalnızca düzenleyici otoritelerin “meşrulaştırıcı zemini” olduğu ileri sürülmektedir (Hines, 1989, s. 52).
2.2. Pozitif Muhasebe Teorisi ve Ampirik Açıklamalar
1970’lerden itibaren normatif yaklaşımlara tepki olarak geliştirilen pozitif muhasebe teorisi (PAT), “işletmeler neden belirli muhasebe yöntemlerini seçmektedir?” sorusunu gündeme getirmiştir (Watts & Zimmerman, 1986, s. 14). Pozitif teori, muhasebe standartlarının uygulanışını gözlemleyerek, firma davranışlarını açıklamayı ve öngörmeyi amaçlamıştır. Bu yaklaşım, ajans teorisi ve rasyonel seçim teorisi gibi iktisadi varsayımlardan beslenmiştir (Watts & Zimmerman, 1990, s. 137).
Pozitif teoriye göre işletmeler, yöneticiler ve hissedarlar arasındaki çıkar çatışmalarını minimize etmek ve maliyetlerini azaltmak amacıyla belirli muhasebe yöntemlerini tercih etmektedirler. Dolayısıyla muhasebe standartları, “tarafsız bilgi setleri” olmaktan ziyade, şirketlerin kendi çıkarlarına göre yön verdiği kurumsal araçlardır (Holthausen & Leftwich, 1983, s. 80).
Her ne kadar PAT, muhasebe davranışlarını açıklamaya yönelik ampirik katkılar sunsa da, eleştirel literatür bu yaklaşımı ciddi şekilde sorgulamıştır. Tinker (1985, s. 19), pozitif teorinin aslında mevcut kapitalist düzeni yeniden üreten bir söylem olduğunu, şirketlerin çıkarlarını bilimsel açıklama adı altında meşrulaştırdığını ileri sürmüştür. Benzer şekilde Chua (1986, s. 606), pozitif teorinin görünürde “bilimsel nesnellik” iddiası taşımasına rağmen, gerçekte sermaye piyasalarının rasyonalitesini sorgulamaksızın kabul ettiğini belirtmektedir.
2.3. Eleştirel Muhasebe Yaklaşımları
1980’lerden itibaren gelişen eleştirel muhasebe literatürü, muhasebenin toplumsal ve ideolojik boyutlarını açığa çıkarmaya yönelmiştir. Bu literatür, muhasebeyi teknik bir raporlama aracı olarak değil, toplumsal iktidar ilişkilerini yeniden üreten bir mekanizma olarak görmektedir.
Tinker (1985) muhasebeyi, kapitalist sınıfın çıkarlarını meşrulaştıran bir “toplumsal ideoloji” olarak tanımlamıştır. Chua (1986, s. 608) muhasebe düşüncesinde radikal yaklaşımların, disiplinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda politik ve kültürel bir fenomen olduğunu ortaya koyduğunu belirtmiştir. Cooper ve Hopper (2007, s. 22) muhasebenin işçi-sermaye ilişkilerinde bir “kontrol aracı” işlevi gördüğünü vurgulamıştır. Gray, Owen ve Adams (1996) ise muhasebeyi sosyal ve çevresel sorumluluk perspektifinden ele alarak, klasik finansal raporlamanın ötesinde daha geniş bir hesap verebilirlik çerçevesi önermiştir.
Bu literatür, muhasebe standartlarının epistemolojik anlamda “bilim” üretmediğini, aksine mevcut iktidar ilişkilerini kurumsallaştırdığını savunmaktadır. Hopper, Tsamenyi, Uddin ve Wickramasinghe (2009, s. 475), özellikle gelişmekte olan ülkelerde muhasebe standartlarının IMF ve Dünya Bankası gibi küresel aktörlerin baskısıyla uygulamaya konulduğunu ve bunun yerel bilgi üretimini bastırdığını göstermektedir.
2.4. Türkiye’de Muhasebe Literatürü ve Epistemolojik Tartışmalar
Türkiye’de muhasebe tarihsel olarak devletin mali kontrol ihtiyacına göre biçimlenmiş, özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarında muhasebe daha çok vergi amaçlı kullanılmıştır (Akdoğan & Sevilengül, 2007, s. 53). 1980 sonrası dönemde finansal serbestleşme politikalarıyla birlikte uluslararası muhasebe standartlarına uyum süreci hızlanmıştır.
Türkiye’de muhasebe akademisinin önemli bir kısmı, muhasebe standartlarının açıklanması ve yorumlanmasına odaklanmaktadır. Özçelik (2007, s. 145), muhasebe araştırmalarının büyük ölçüde uygulamaya dayalı olduğunu, teorik ve eleştirel çalışmaların sınırlı kaldığını belirtmiştir. Uyar ve Güngörmüş (2013, s. 72), muhasebe akademisyenlerinin çoğunlukla yeni çıkan tebliğ ve standartları yorumlamakla yetindiğini, ancak epistemolojik tartışmalara yeterince yer verilmediğini vurgulamıştır.
Bu bağlamda Türkiye literatürü, küresel düzeydeki “standart = bilim” yanılgısının yerel bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Muhasebe biliminin asıl işlevi, bu düzenlemeleri sorgulamak ve alternatif bilgi üretimini teşvik etmek olmasına rağmen, akademi çoğunlukla düzenleyici otoritelerin yayınlarını “bilimsel katkı” olarak değerlendirmektedir.
2.5. Literatürün Genel Değerlendirmesi
Yukarıda incelenen literatür üç temel bulguyu ortaya koymaktadır:
- Normatif ve pozitif yaklaşımlar, muhasebe standartlarının sermaye piyasaları için önemini açıklamakta, fakat bilimsel sorgulamayı ikinci plana itmektedir.
- Eleştirel literatür, muhasebenin toplumsal ve ideolojik boyutunu açığa çıkararak, standartların bilimin yerini alamayacağını göstermektedir.
- Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerdeki çalışmalar, muhasebe biliminin standartlarla özdeşleştirilmesinin epistemolojik bağımlılık yarattığını ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla literatür, muhasebe bilimi ile muhasebe standartları arasında temel bir epistemolojik ayrışma olduğunu güçlü biçimde teyit etmektedir. Standartlar düzeni kurar; bilim düzeni sorgular.
3. Teorik Çerçeve (Derinleştirilmiş)
Muhasebe bilimi ile muhasebe standartları arasındaki epistemolojik ayrışmayı anlamak için bilim felsefesi perspektifi kritik önemdedir. Bu çerçevede, bilgi üretimi, paradigmatik değişim ve eleştirel sorgulama muhasebe epistemolojisi bağlamında değerlendirilir.
3.1. Bilim, Bilgi ve Epistemoloji Perspektifi
Bilimsel bilgi, yalnızca veri toplama ve gözlemden ibaret değildir; aynı zamanda bu verilerin anlamlandırılması, yorumlanması ve mevcut paradigmaların sorgulanması sürecidir (Popper, 1959, s. 34). Popper’in yanlışlanabilirlik ilkesi, bir bilginin bilimsel olarak kabul edilebilmesi için, yanlışlanabilir olması gerektiğini vurgular. Muhasebe standartları ise normatif ve uygulamaya yöneliktir; yanlışlanabilir hipotezler üretmezler, dolayısıyla Popper perspektifinden bilimsel nitelik taşımazlar (Popper, 1959, s. 78).
Kuhn’un paradigma yaklaşımı, bilimsel bilginin toplumsal ve kültürel çerçevelerle ilişkili olduğunu ortaya koyar (Kuhn, 1970, s. 23). Paradigmalar, belirli bir dönemde kabul edilen teorik ve pratik çerçeveleri belirler. Muhasebe standartları, bu paradigmaların birer ürünü olarak değerlendirilirse, normatif yapılar olarak mevcut düzeni sürdürürler; ancak bilimsel sorgulama süreci yalnızca paradigmaların sınanması ve değişim gereksiniminin ortaya konması ile mümkündür.
Habermas (1972, s. 314) ise bilgi üretimini üç boyutta inceler:
- Teknik ilgi: Uygulamalı ve normatif bilgi üretimi.
- Pratik ilgi: Toplumsal ilişkilerin anlaşılmasına yönelik bilgi üretimi.
- Kurtarıcı ilgi: İdeolojik ve iktidar ilişkilerinin eleştirel olarak sorgulanması.
Muhasebe standartları çoğunlukla teknik ilgi çerçevesinde üretilirken, muhasebe bilimi hem pratik hem kurtarıcı ilgiyi esas almalıdır.
3.2. Popper ve Muhasebe Standartlarının Sorgulanabilirliği
Popper’in epistemolojik yaklaşımı, muhasebe bilimi açısından normatif düzenlemelerin sınanabilirliğini tartışmaya açar. IFRS veya KGK standartları, yalnızca belirli muhasebe uygulamalarını zorunlu kılar ve alternatif yaklaşımların geçerliliğini tartışmaz. Dolayısıyla bu düzenlemeler yanlışlanabilir hipotezler sunmaz ve bilimsel nitelik taşımaz (Popper, 1959, s. 78).
Muhasebe bilimi, Popper’in kriterlerine uygun olarak, mevcut standartların altında yatan ekonomik ve toplumsal çıkarları araştırmalı, yanlışlanabilir teoriler geliştirmelidir. Örneğin, vergi amaçlı muhasebe uygulamaları veya sermaye piyasası uyumu çabaları, yalnızca teknik bir süreç olarak değil, toplumsal güç ilişkilerini yeniden üreten araçlar olarak analiz edilmelidir.
3.3. Kuhn ve Paradigma Analizi
Kuhn’un paradigma yaklaşımı, muhasebe biliminde normatif ve eleştirel perspektiflerin ayrışmasını açıklamada kritik önemdedir. Standartlar, mevcut paradigmanın devamını sağlayacak şekilde tasarlanır; örneğin, IFRS’nin uluslararası kabul görmesi, küresel sermaye piyasalarının işleyişi açısından bir paradigmanın kurumsallaşmasıdır (Kuhn, 1970, s. 88).
Eleştirel perspektif, bu paradigmanın sınanmasını ve toplumsal etkilerinin tartışılmasını gerektirir. ESG raporlamaları veya sürdürülebilir muhasebe girişimleri, klasik finansal raporlamanın ötesine geçerek paradigmanın yeniden düşünülmesini zorlayan araçlar olarak değerlendirilir. Bu bağlamda Kuhn, muhasebe biliminin yalnızca mevcut düzeni uygulamakla yetinmemesi, paradigmayı sorgulaması gerektiğini gösterir.
3.4. Habermas ve Eleştirel Muhasebe Perspektifi
Habermas’a göre bilimsel bilgi, toplumsal iktidar ilişkilerini göz ardı edemez (Habermas, 1972, s. 314). Muhasebe standartları çoğunlukla teknik ilgiye dayanır ve yalnızca uygulama süreçlerini düzenler. Eleştirel muhasebe literatürü, standartların bu dar perspektifini sorgular ve muhasebe biliminin toplumsal ilişkileri ve ideolojik yapıları görünür kılmasını önerir (Tinker, 1985, s. 19; Chua, 1986, s. 608).
Bu perspektif, Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerdeki epistemik bağımlılığın anlaşılmasını kolaylaştırır. Standartlar küresel otoritelerden aktarılırken, yerel bilgi üretimi ve eleştirel düşünce sınırlanmakta, muhasebe bilimi uygulamanın gölgesinde kalmaktadır.
3.5. Eleştirel Muhasebe ve Bilim Felsefesinin Entegrasyonu
Eleştirel muhasebe literatürü, bilim felsefesi perspektiflerini doğrudan muhasebe epistemolojisine taşır. Tinker (1985), Chua (1986), Cooper ve Hopper (2007) gibi çalışmalarda, muhasebe standartlarının iktidar ilişkilerini pekiştiren ideolojik araçlar olduğu ortaya konmuştur. Bu bağlamda bilim, standartların ötesine geçer; normatif uygulamaları sorgular ve alternatif bilgi üretir.
Popper, Kuhn ve Habermas’ın katkıları, muhasebe biliminin epistemolojik bağımsızlığını ve eleştirel kapasitesini vurgular. Standartların teknik ve normatif boyutları, bilimsel bilgi üretimi ile karıştırılamaz. Bu ayrışma, muhasebe akademisinin temel sorgulama alanını oluşturur.
3.6. Türkiye ve Gelişmekte Olan Ülkeler Perspektifi
Türkiye’de muhasebe akademisi ve uygulaması, büyük ölçüde uluslararası standartlara uyum ve uygulama kılavuzları çerçevesinde şekillenmiştir (Özçelik, 2007, s. 145; Akdoğan & Sevilengül, 2007, s. 53). Eleştirel bakış açısı, bu uyum sürecinin epistemik bağımlılık yarattığını ve standartların bilim ile eşitlenmesinin yanlış bir yaklaşım olduğunu ortaya koyar.
Gelişmekte olan ülkelerde de durum benzerdir. Hopper ve arkadaşları (2009, s. 475), IMF ve Dünya Bankası baskısı ile uygulamaya konulan muhasebe standartlarının, yerel bilgi üretimini baskıladığını göstermiştir. Bu bağlamda Türkiye’nin deneyimi, global ve yerel boyutta muhasebe bilimi ile standartlar arasındaki epistemolojik ayrışmanın örneklenmesini sağlar.
3.7. Teorik Çerçevenin Önemi
Bu derinleştirilmiş çerçeve, makalenin temel iddiasını güçlendirmektedir: muhasebe standartları ve muhasebe bilimi epistemolojik olarak farklıdır. Standartlar normatif, teknik ve uygulamaya yöneliktir; bilim ise sorgulayıcı, teorik ve eleştireldir. Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerdeki uygulamalar, bu ayrışmanın önemini ve akademik yaklaşımın eksikliklerini ortaya koymaktadır.
4. Metodoloji
Bu bölümde, çalışmanın epistemolojik temeli, araştırma soruları, yöntem seçimi ve veri analizi süreci detaylandırılacaktır. Metodoloji, makalenin akademik sağlamlığını ve bilimsel geçerliliğini temellendirir.
4.1. Araştırmanın Epistemolojik Temeli
Bu çalışma, muhasebe bilimi ile muhasebe standartları arasındaki epistemolojik ayrışmayı incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel varsayımı, muhasebe standartlarının bilimsel bilgi üretmediği, aksine düzenleyici ve normatif işlev gördüğüdür. Bu bağlamda çalışma, eleştirel epistemoloji perspektifine dayanmaktadır (Habermas, 1972, s. 314; Tinker, 1985, s. 19).
Eleştirel epistemoloji, bilgi üretimini yalnızca gözlem ve uygulama üzerinden değil, toplumsal ve ideolojik bağlamlarla ilişkilendirerek inceler. Bu yaklaşım, Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerdeki muhasebe standartlarının küresel etkilerle nasıl şekillendiğini ve yerel bilgi üretiminin nasıl baskılandığını ortaya koyar (Hopper, Tsamenyi, Uddin & Wickramasinghe, 2009, s. 475).
4.2. Araştırma Soruları
Bu çalışmada yanıt aranan temel araştırma soruları şunlardır:
- Muhasebe standartları ve muhasebe bilimi arasında epistemolojik bir ayrışma var mıdır?
- Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde muhasebe akademisi, standartları bilimsel bilgi ile eşitleme eğiliminde midir?
- Eleştirel muhasebe perspektifi, mevcut normatif ve pozitif yaklaşımın sınırlılıklarını nasıl ortaya koymaktadır?
Bu sorular, araştırmanın hem teorik hem uygulamalı boyutunu kapsamakta ve metodolojik yaklaşımın yönünü belirlemektedir.
4.3. Araştırma Yaklaşımı
Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülmüştür. Nitel araştırma, sosyal fenomenleri derinlemesine anlamak ve açıklamak amacıyla kullanılan bir yöntemdir (Creswell, 2014, s. 12).
Araştırmada durum çalışması (case study) yöntemi benimsenmiştir. Türkiye örneği, küresel standartların yerel uygulamalara etkisini analiz etmek için seçilmiş ve literatürdeki gelişmekte olan ülkeler örnekleri ile karşılaştırılmıştır. Durum çalışması, hem tarihsel hem güncel verileri kullanarak kapsamlı bir analiz imkânı sunar (Yin, 2018, s. 15).
4.4. Veri Toplama Yöntemleri
Veri toplama süreci üç aşamada gerçekleştirilmiştir:
- Doküman Analizi: IFRS, KGK ve SPK standartları, sirkülerler, yönetmelikler ve resmi raporlar incelenmiştir. Bu belgeler, muhasebe uygulamalarının normatif ve teknik boyutlarını ortaya koymak için temel veri kaynağıdır (Bowen, 2009, s. 27).
- Akademik Literatür Tarama: Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde muhasebe akademisinin yayınları, eleştirel muhasebe literatürü ve bilim felsefesi çalışmaları taranmıştır. Bu analiz, akademik perspektif ile uygulama arasındaki ayrışmayı ortaya çıkarmayı hedeflemiştir.
- Karşılaştırmalı Analiz: Türkiye örneği, diğer gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırılarak epistemik bağımlılık ve normatif baskı unsurları analiz edilmiştir. Bu yaklaşım, çalışmanın genel geçerliliğini güçlendirmiştir.
4.5. Veri Analizi Yöntemleri
Toplanan veriler, içerik analizi ve tematik analiz yöntemleri ile incelenmiştir. İçerik analizi, standartların ve resmi belgelerin teknik ve normatif yönlerini açığa çıkarırken, tematik analiz akademik literatürdeki epistemolojik tartışmaları sistematik olarak sınıflandırmıştır (Braun & Clarke, 2006, s. 78).
Analiz sürecinde, aşağıdaki adımlar izlenmiştir:
- Belgelerin kodlanması ve tematik kategorilere ayrılması.
- Normatif ve eleştirel yaklaşımların karşılaştırılması.
- Türkiye örneğinin, gelişmekte olan diğer ülkelerle epistemolojik bağımlılık açısından değerlendirilmesi.
Bu yöntemler, çalışmanın hem derinlemesine hem de sistematik bir analize dayanmasını sağlamıştır.
4.6. Güvenirlik ve Geçerlilik
Araştırmanın güvenirliği ve geçerliliği, aşağıdaki stratejilerle sağlanmıştır:
- Çoklu veri kaynağı kullanımı (triangülasyon): Standart dokümanlar, akademik literatür ve karşılaştırmalı analiz bir arada değerlendirilmiştir.
- Şeffaf analiz süreci: Kodlama ve tematik ayrıştırma adımları açıkça belgelenmiştir.
- Eleştirel epistemoloji çerçevesi: Analiz süreci, araştırmacının yorumlayıcı ve eleştirel bakış açısını sistematik olarak ortaya koymaktadır (Lincoln & Guba, 1985, s. 300).
4.7. Araştırmanın Sınırlılıkları
Çalışmanın sınırlılıkları şunlardır:
- Nitel veri analizi, genelleme gücünü sınırlamaktadır.
- Türkiye ve sınırlı sayıda gelişmekte olan ülke örneği üzerinden yürütülen analiz, küresel genellemeler için temsiliyet sınırına sahiptir.
- Standartların uygulamadaki etkileri doğrudan gözlemlenememiş, doküman ve literatür analizine dayalı olarak değerlendirilmiştir.
Buna rağmen, metodolojik yaklaşım eleştirel epistemoloji perspektifi ile güçlü bir teorik ve pratik temele dayanmaktadır.
5. Bulgular ve Tartışma
Bu bölümde, çalışmanın temel bulguları sunulacak ve literatür ile teorik çerçeve ışığında tartışılacaktır. Bulgular, üç ana eksende değerlendirilecektir: muhasebe standartlarının uygulamadaki işlevi, akademik bakış açısının epistemolojik yansımaları ve eleştirel muhasebe perspektifinin sunduğu alternatifler.
5.1. Muhasebe Standartlarının Uygulamadaki İşlevi
Araştırma kapsamında incelenen Türkiye örneği ve karşılaştırmalı gelişmekte olan ülkeler analizi, muhasebe standartlarının çoğunlukla normatif ve teknik işlevler üstlendiğini göstermektedir. IFRS, KGK ve SPK standartları, işletmelerin mali tablolarını yeknesak hâle getirmeyi hedeflerken, finansal şeffaflık ve uluslararası uyum çerçevesinde belirli uygulamaları dayatmaktadır (Akdoğan & Sevilengül, 2007, s. 53; Özçelik, 2007, s. 145).
Standartlar, uygulamada çoğunlukla formal uyum amacı taşımaktadır. Türkiye’de muhasebe akademisi, yayımlanan sirküler, yönetmelik ve tebliğleri çoğunlukla teknik bir rehber olarak ele almakta, epistemolojik sorgulamayı ikinci plana itmektedir. Bu durum, bilim ve düzenleme arasındaki ayrışmanın net biçimde görülmesini sağlamaktadır (Hopper et al., 2009, s. 475).
5.2. Akademik Perspektif ve Epistemolojik Yansımalar
Türkiye’de muhasebe akademisi, normatif ve pozitif yaklaşımların etkisi altında şekillenmiş ve standartları çoğunlukla bilimsel bilgi üretimi ile eşdeğer kabul etme eğilimi göstermiştir (Uyar & Güngörmüş, 2013, s. 72). Literatür taraması ve içerik analizi, akademik yayınların büyük ölçüde uygulama yorumlarına odaklandığını ve eleştirel perspektifin sınırlı kaldığını ortaya koymuştur.
Bu durum, Habermas’ın kurtarıcı ilgi kavramı ile açıklanabilir: Türkiye’de akademik çabalar, standartların teknik uygulanabilirliğini tartışmaya odaklanmış, ideolojik ve toplumsal boyutları yeterince sorgulamamıştır (Habermas, 1972, s. 314). Popper’in yanlışlanabilirlik kriterine göre, akademik çalışmalar çoğunlukla yanlışlanabilir hipotezler üretmemekte, standartların sorgulanmasını ikinci plana bırakmaktadır (Popper, 1959, s. 78).
5.3. Küresel Etki ve Epistemik Bağımlılık
Gelişmekte olan ülkelerde muhasebe standartlarının uygulanması, küresel ekonomik ve finansal aktörlerin etkisiyle şekillenmektedir. IMF, Dünya Bankası ve uluslararası muhasebe kuruluşları, standartların benimsenmesini ve uygulanmasını teşvik etmekte, yerel bilgi üretimini sınırlamaktadır (Hopper et al., 2009, s. 480).
Türkiye örneğinde de, IFRS ve KGK uyum süreci, yerel muhasebe pratiklerinin küresel normlara göre yeniden şekillendirilmesine yol açmıştır. Bu durum, akademik literatürde “standart = bilim” yanılgısının yaygınlaşmasına neden olmuş ve epistemik bağımlılığı güçlendirmiştir.
5.4. Eleştirel Muhasebe Perspektifi ile Değerlendirme
Eleştirel muhasebe literatürü, muhasebe standartlarının toplumsal ve ideolojik işlevlerini görünür kılmakta ve bilim ile uygulama arasındaki ayrışmayı vurgulamaktadır (Tinker, 1985, s. 19; Chua, 1986, s. 608).
Bulgular, muhasebe biliminin şu alanlarda eksik kaldığını göstermektedir:
- Alternatif bilgi üretimi: Akademi, yalnızca mevcut standartları yorumlamakta, yeni teorik yaklaşımlar üretmemektedir.
- Paradigmanın sorgulanması: Kuhn’un paradigma değişimi kavramı ışığında, mevcut muhasebe standartları sorgulanmamakta ve paradigmalar eleştirel bakışla incelenmemektedir (Kuhn, 1970, s. 88).
- Toplumsal etki analizi: Standartların ekonomik ve toplumsal güç ilişkilerini nasıl pekiştirdiği yeterince araştırılmamaktadır.
Eleştirel muhasebe yaklaşımı, özellikle ESG ve sürdürülebilir muhasebe alanlarında, muhasebe biliminin toplumsal sorumluluk ve hesap verebilirlik boyutunu ortaya çıkarmada güçlü bir çerçeve sunmaktadır. Bu perspektif, normatif ve teknik standartların ötesine geçerek bilimsel sorgulamanın önünü açmaktadır.
5.5. Türkiye Örneği: Bulguların Özetlenmesi
- Türkiye’de muhasebe akademisi, standartları çoğunlukla teknik bir rehber olarak görmekte, epistemolojik sorgulama sınırlıdır.
- Standartların uygulanması, küresel aktörlerin etkisiyle yerel bilgi üretimini sınırlamakta ve epistemik bağımlılığı güçlendirmektedir.
- Eleştirel muhasebe literatürü, bu eksiklikleri ve bilim-standart ayrışmasını görünür kılmaktadır.
Bu bulgular, literatür ve teorik çerçeve ile uyumludur; muhasebe standartları ile muhasebe bilimi arasındaki epistemolojik ayrışmayı güçlendirmektedir.
5.6. Tartışma
Bulguların tartışılması, makalenin temel argümanını pekiştirmektedir: Standartlar düzen sağlar; bilim sorgular. Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerdeki uygulamalar, bu ayrışmanın pratik yansımalarını ortaya koymaktadır.
- Normatif ve teknik işlev: Standartlar, yeknesak mali tablo oluşturma, finansal uyum sağlama ve sermaye piyasalarını düzenleme gibi işlevlere odaklanır.
- Bilimsel sorgulamanın eksikliği: Akademik çalışmalar çoğunlukla standart yorumları ile sınırlıdır; alternatif teorik yaklaşımlar ve eleştirel sorgulamalar sınırlı kalmaktadır.
- Eleştirel muhasebe perspektifi: Standartların ideolojik işlevlerini görünür kılar, toplumsal ve çevresel sorumluluk boyutlarını tartışmaya açar.
Sonuç olarak, Türkiye örneği ve karşılaştırmalı gelişmekte olan ülke analizleri, muhasebe biliminin epistemolojik bağımsızlığını korumasının ve standartların ötesinde eleştirel bilgi üretmesinin önemini göstermektedir.
6. Sonuç ve Öneriler
Bu çalışma, muhasebe standartları ile muhasebe bilimi arasındaki epistemolojik ayrışmayı incelemeyi amaçlamış ve Türkiye ile gelişmekte olan ülkeler örnekleri üzerinden eleştirel bir değerlendirme yapmıştır. Bulgular, muhasebe standartlarının çoğunlukla normatif, teknik ve uygulamaya dönük işlevler üstlendiğini, akademik perspektifin ise bilimsel sorgulamayı sınırlı biçimde gerçekleştirdiğini göstermektedir.
6.1. Temel Bulguların Özeti
- Standartlar ve bilim ayrışması: IFRS, KGK ve SPK gibi standartlar, mali tabloları yeknesak hâle getirme ve finansal şeffaflığı sağlama işlevi taşırken, bilimsel bilgi üretmez. Standartlar statik ve normatif yapıları nedeniyle Popper’in yanlışlanabilirlik kriterine uygun değildir (Popper, 1959, s. 78).
- Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde epistemik bağımlılık: Türkiye’de muhasebe akademisi, standartları çoğunlukla bilim ile eşitleme eğilimindedir; bu durum epistemik bağımlılığı güçlendirmekte ve yerel bilgi üretimini sınırlamaktadır (Hopper et al., 2009, s. 480).
- Eleştirel muhasebe perspektifi: Eleştirel muhasebe literatürü, standartların ideolojik ve toplumsal işlevlerini görünür kılmakta, paradigmanın sorgulanmasını ve alternatif bilgi üretimini teşvik etmektedir (Tinker, 1985, s. 19; Chua, 1986, s. 608).
- Akademik eksiklikler: Türkiye’de akademik çalışmalar, büyük ölçüde uygulama yorumları ile sınırlı kalmakta ve alternatif teorik yaklaşımlar üretilmemektedir. Bu durum, Kuhn’un paradigma değişimi yaklaşımı ışığında muhasebe biliminin sorgulayıcı kapasitesini sınırlamaktadır (Kuhn, 1970, s. 88).
6.2. Türkiye Özelinde Değerlendirme
Türkiye’de muhasebe akademisi ve uygulaması, uluslararası standartlara uyum süreci ile şekillenmiş ve bu süreçte normatif uygulama ile bilimsel sorgulamanın birbirine karıştırılması yaygın bir durum haline gelmiştir. Bu bağlamda:
- Akademik eğitim, standartların uygulanması üzerinde yoğunlaşmakta; eleştirel düşünce ve paradigmatik sorgulama ikinci planda kalmaktadır.
- Standartların teknik ve normatif boyutları, akademik literatürde sıkça bilim ile eşdeğer görülmekte, epistemolojik fark göz ardı edilmektedir.
- Türkiye örneği, gelişmekte olan ülkelerdeki epistemik bağımlılığın ve standartların bilim ile karıştırılmasının somut bir göstergesidir.
6.3. Öneriler
- Akademik Eğitim ve Müfredat: Muhasebe eğitimi, yalnızca standart uygulamalarını öğretmek yerine, eleştirel muhasebe, epistemoloji ve bilim felsefesi perspektiflerini içermelidir. Popper, Kuhn ve Habermas’ın yaklaşımları müfredata entegre edilmelidir.
- Araştırma ve Yayın Politikaları: Türkiye’de akademik araştırmalar, normatif uygulamalardan bağımsız olarak, alternatif bilgi üretimini ve paradigmanın sorgulanmasını teşvik etmelidir.
- Standartların Eleştirel Analizi: IFRS, KGK ve SPK gibi standartların ideolojik ve toplumsal etkileri üzerine çalışmalar artırılmalıdır. Bu bağlamda eleştirel muhasebe yaklaşımı temel alınmalıdır.
- Ulusal ve Küresel Bilgi Üretimi: Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkeler, standartları yalnızca uygulamak yerine, yerel bağlamda eleştirel katkı sağlayacak bilgi üretim süreçleri geliştirmelidir.
- Sürdürülebilirlik ve ESG Perspektifi: Standartların ötesinde, toplumsal sorumluluk, çevresel etkiler ve kurumsal etik perspektifleri muhasebe bilimine entegre edilmelidir.
6.4. Sonuç
Çalışma, muhasebe standartları ile muhasebe bilimi arasındaki epistemolojik farkı ortaya koymuş ve Türkiye ile gelişmekte olan ülkelerdeki uygulamalar ışığında değerlendirmiştir. Standartlar düzen sağlar, bilim sorgular; akademik perspektif bu ayrışmayı doğru kavradığında, muhasebe bilimi epistemolojik olarak güçlenir.
Eleştirel muhasebe perspektifi, hem akademik hem de uygulamalı alanlarda bilimsel sorgulama ve toplumsal sorumluluk boyutlarını görünür kılmaktadır. Türkiye özelinde, standartların ötesine geçen akademik çalışmalar ve eleştirel yaklaşım, muhasebe biliminin epistemolojik bağımsızlığını güçlendirecek ve uygulama ile teori arasındaki sağlıklı ayrımı sağlayacaktır.
Kaynakça
Akdoğan, B., & Sevilengül, A. (2007). Muhasebe standartları ve Türkiye uygulaması [Accounting standards and Turkey’s implementation]. Ankara: Maliye Bakanlığı Yayınları [Publications of the Ministry of Finance].
Bowen, G. A. (2009). Document analysis as a qualitative research method. Qualitative Research Journal, 9(2), 27–40.
Braun, V., & Clarke, V. (2006). Using thematic analysis in psychology. Qualitative Research in Psychology, 3(2), 77–101.
Chua, W. F. (1986). Radical developments in accounting thought. The Accounting Review, 61(4), 601–632.
Cooper, C., & Hopper, T. (2007). Critical historiography of accounting and the state. Accounting, Auditing & Accountability Journal, 20(1), 99–119.
Creswell, J. W. (2014). Research design: Qualitative, quantitative, and mixed methods approaches. Sage Publications.
Habermas, J. (1972). Knowledge and human interests. Boston: Beacon Press.
Hopper, T., Tsamenyi, M., Uddin, S., & Wickramasinghe, D. (2009). Management control in developing countries: What we know and what we do not know. Accounting, Auditing & Accountability Journal, 22(3), 469–514.
Kuhn, T. S. (1970). The structure of scientific revolutions (2nd ed.). University of Chicago Press.
Lincoln, Y. S., & Guba, E. G. (1985). Naturalistic inquiry. Sage Publications.
Nobes, C., & Parker, R. (2016). Comparative international accounting (13th ed.). Pearson.
Özçelik, H. (2007). Muhasebe standartlarının Türkiye’de uygulanması ve etkileri [Implementation and effects of accounting standards in Turkey]. Muhasebe Dünyası Dergisi, 45(2), 145–158.
Popper, K. R. (1959). The logic of scientific discovery. Routledge.
Tinker, T. (1985). Paper prophets: A social critique of accounting. Praeger.
Uyar, A., & Güngörmüş, Z. (2013). Türkiye’de muhasebe akademisi ve IFRS uyum süreci [Accounting academy in Turkey and the IFRS harmonization process]. Muhasebe Araştırmaları Dergisi, 5(1), 70–85.
Yin, R. K. (2018). Case study research and applications: Design and methods (6th ed.). Sage Publications.
![]()
