Skip to content

Kapitalist Ekonomik Sistemde Muhasebenin Seçici Görünürlüğü: Muhasebenin Sosyal Ontolojisine Doğru…

Accounting as a Selective Visibility Regime in the Capitalist Economic System: Toward a Social Ontology of Accounting

Giriş

Muhasebe felsefesinin derin sularından bakıldığında, sürdürülebilirlik ve kurumsal raporlama pratiklerinde yaşanan hayal kırıklığı, aslında çok eski ve temel bir gerilimin modern tezahürüdür: Temsil ile hakikat arasındaki uçurum.

Muhasebe, dünyayı yalnızca sayılara dönüştüren teknik bir kayıt aracı değildir; karmaşık, kirli ve çelişkili toplumsal gerçekliği sınıflandıran, kategorize eden, önceliklendiren, “hesaplanabilir” hale getiren ve kurumsal karar süreçlerinde meşrulaştıran bir toplumsal temsil mekanizmasıdır. Çift taraflı kaydın (double-entry) icadından beri yürütülen bu dönüşüm süreci asla tarafsız ve masum olmamıştır. Nitekim ölçülen şey yönetilen şey haline gelmekte; raporlanan şey kurumsal düzeyde “gerçek” kabul edilmekte; hesaba katılmayan unsurlar ise fiilen yok hükmüne indirgenmektedir.

Sürdürülebilirlik mesleği de tam bu mekanizmanın içinde doğmuştur. Dışarıdan bakıldığında “dünyayı kurtarma” misyonu gibi algılanan pratik, içeriden bakıldığında hesap verme rejiminin (accountability) kendisidir. Sürdürülebilirlik profesyonelleri doğrudan yalın bir “etki” üretmekten ziyade, o etkinin ölçülebilir, denetlenebilir, karşılaştırılabilir ve yönetilebilir hale getirilmesini sağlamaktadır. Günün büyük kısmı; hangi metriklerin “meşru” sayılacağını müzakere etmek, farklı departmanların teşvik yapılarını (incentive structures) aynı denkleme sokmak, delil standardını yönetmek ve “substance over form” (özün biçime üstünlüğü) ilkesinin ihlal edildiği bir ortamda biçimin özü yutmasını engellemeye çalışmakla geçmektedir.

Klasik muhasebe felsefesinin diliyle ifade edilirse burada yaşanan temel olgu, hesap verebilirlik (accountability) ile sorumluluk (responsibility) arasındaki kopuştur (Messner, 2009). Sorumluluk, eylemin ahlaki ve ontolojik ağırlığını taşırken; hesap verebilirlik eylemin raporlanabilir, izlenebilir ve cezalandırılabilir hale getirilmesidir. Sürdürülebilirlik profesyonellerinin yaşadığı travma, çoğu zaman sorumluluk duygusuyla başlayıp sonunda yalnızca hesap verebilirlik mekanizmasının bir operatörüne dönüşmeleridir. Kamuoyundaki “kahraman” imajı bu dönüşümü gizleyen en güçlü perdedir; çünkü kamu “substance”ı (gerçek etkiyi) ararken, sistem çoktan “form”u (raporları, skorları, taahhütleri) gerçekliğin ta kendisi ilan etmiştir. Raporlama ve yönetişim otomatikleştiğinde dahi bu gerilim yok olmayacaktır. Otomasyon yalnızca formun üretimini hızlandırmakta, öz ile biçim arasındaki uçurumu kapatmamakta; aksine o uçurumu daha görünmez kılmaktadır. En büyük hayal kırıklığı, “dünyayı değiştirmek” zannıyla girilen bir işin, aslında dünyanın nasıl temsil edileceğini yönetmek olduğunu fark etmektir. Ve her temsil, zorunlu olarak alternatif temsilleri ve gerçekliğin bir kısmını dışlayarak var olur.

Bu çalışma, muhasebenin seçiciliğine dair mevcut eleştirel muhasebe içgörülerini (Hopwood, 1987; Robson, 1992; Power, 1997) “seçici görünürlük rejimi” kavramı etrafında yeniden yorumlamayı ve bu kavramı Marx’tan Habermas’a uzanan altı tamamlayıcı felsefi ve sosyolojik mercekle sistematik olarak genişletmeyi önermektedir. Bu bütünleşik kuramsal çerçeve, Sürdürülebilir Değer Odaklı Holistik Yönetim Muhasebesi (SDOYM) aracılığıyla somut bir normatif alternatif modele dönüştürülmektedir.

Çalışmanın omurga tezi şu temel önermeye dayanmaktadır:

Muhasebe, toplumsal gerçekliği yalnızca edilgen bir biçimde kaydeden teknik bir araç değil; örgütsel karar süreçlerinde görünürlüğün sınırlarını aktif olarak yapılandıran kurumsal bir temsil rejimidir.

1. Kapitalist Ekonomik Sistemde Muhasebenin Ontolojik, Epistemolojik ve Aksiyolojik Temelleri

Çalışmada kavramsal netliği sağlamak ve metodolojik bir yanlış anlaşılmayı önlemek amacıyla “kapitalist muhasebe” terimi şu şekilde temellendirilmektedir:

In this paper, capitalist accounting refers to the historically specific accounting regime that emerged alongside capital accumulation, investor-oriented financial reporting and market-based corporate governance (Bryer, 2000a, 2000b). The critique is therefore directed at this institutional configuration rather than at accounting as a universal, transhistorical technique.

Bu tanım, muhasebenin tarihsel gelişiminin tamamına yönelik indirgemeci bir eleştiriyi engellemekte; doğrudan sermaye birikimi ve sermaye piyasası mantığıyla bütünleşmiş modern finansal raporlama paradigmasını hedef almaktadır.

Muhasebe felsefesinde ontolojik, epistemolojik ve aksiyolojik düzeylerin ayrıştırılması elzemdir:

  • Ontoloji: Neyin var olduğu sorunudur (Örn. Bir ekosistem ontolojik olarak vardır; bilançonun onu kapsayıp kapsamaması mevcudiyetini değiştirmez).
  • Epistemoloji: Neyin bilinebilir ve görünür kılındığı sorunudur. Muhasebe bir varlığın ontolojik varlığına karar vermez; ancak onu örgütsel karar süreçlerinde görünür ya da görünmez kılar.
  • Aksiyoloji: Neyin değerli sayıldığına ilişkin normatif kategorilerdir (Etik değer, adalet, kamu yararı).

Every accounting system is simultaneously a system of representation. Every representation necessarily excludes alternative representations.

Muhasebe, belirli unsurları örgütsel karar alma süreçlerinde epistemik ve kurumsal olarak görünür kılarken, diğerlerini sistematik biçimde arka plana iter. Bu bağlamda “görünürlük rejimi”, belirli bilgi biçimlerini meşru kılan, diğerlerini ikincilleştiren kurumsal kuralların ve ölçüm pratiklerinin bütününü ifade eder (Searle, 1995 uyarınca “X, C bağlamında Y sayılır” kurumsal statü atfı süreci).

2. Emek-Değer Okuması: Dağıtım Raporlanır, Üretim Raporlanmaz

Klasik ve Marksist ekonomi politik çerçevesinde muhasebenin en temel çelişkisi şu şekilde formüle edilebilir:

Kapitalist muhasebe, artı-değerin dağılımını titizlikle raporlar; ancak artı-değerin üretim sürecini görünmez kılar.

Bilanço ve gelir tablosu kârın nasıl bölüştürüldüğünü (temettü, faiz, yönetici primi, yeniden yatırım) ayrıntılı biçimde izler. Ancak bu kârın hangi toplumsal ve ekolojik ilişkiler aracılığıyla üretildiğini raporda göstermez; emeği yalnızca bir “maliyet/gider kalemi” olarak kodlar. Bryer (2000a, 2000b) tarafından gösterildiği üzere çift taraflı kayıt mantığı, sermaye devrini izlemek üzere rasyonelleştirilmiş bir temsil sistemidir.

3. Heidegger: Hesaplayıcı Düşünmenin Örgütsel Tezahürü

Bu çalışma muhasebeyi, Heidegger’in hesaplayıcı düşünme (rechnendes Denken) eleştirisinin örgütsel düzeydeki kurumsal tezahürü olarak yorumlamaktadır.

Geç dönem Heideggerian felsefede yer alan Gestell (çerçeveleme) kavramı, doğanın ve insanın “kaynak olarak istiflenmeye hazır” (Bestand) bir nesneye dönüştürülmesini ifade eder. Muhasebe, varlığı üretim akışından koparıp nesneleştirerek onu yalnızca hesaplanabilir ve yönetilebilir bir girdiye indirger.

4. Foucault: Governmentality ve Eylemde Bulunma Mesafesi

Foucault’nun yönetimsellik (governmentality) kavramı, Miller ve O’Leary (1987) ile Miller’ın sonraki çalışmalarında (Miller & Rose, 1990) muhasebeye uygulanmıştır. Muhasebe teknikleri (bütçeleme, standart maliyetleme, KPI’lar); bireyleri ve örgütleri “yönetilebilir özneler” haline getiren hesaplama teknolojileridir. Bu mekanizma, merkezin doğrudan fiziki gözetimine gerek kalmadan, sapma raporları ve performans verileri üzerinden “uzaktan eylemde bulunmayı” (action at a distance) mümkün kılar (Robson, 1992).

5. Bourdieu: Doxa, Habitus ve Meşru Sermaye

Bourdieu’cü perspektiften bakıldığında muhasebe, ekonomik sermayeyi tek “meşru” sermaye türü kılan bir simgesel iktidar aracıdır.

  • Doxa: Sorgulanmaksızın kabul edilen zihinsel zemin (örneğin “kârlılığın önceliği” bir tartışma konusu değil, doxik bir varsayımdır).
  • Habitus: Muhasebecilerin, yöneticilerin ve analistlerin sosyalleşme ve mesleki eğitim süreçlerinde içselleştirdiği algı ve eylem şemalarıdır. Habitus, doxanın nesiller boyu yeniden üretilmesini sağlayan zihinsel ve pratik mekanizmadır.
6. Latour: Aktör-Ağ Teorisi ve Çeviri Zinciri (Translation Chain)

Robson’ın (1992) yazıt (inscription) ve hareketli sabitler (immutable mobiles) kavramları uyarınca, muhasebe sayıları bilgi taşımaktan öte kurumlar arası koordinasyonu sağlayan aktörlerdir. Latour’un Aktör-Ağ Teorisi (ANT) bağlamında muhasebe, kesintisiz bir çeviri zinciridir (translation chain):

$$\text{Orman (Ekosistem)} \longrightarrow \text{Karbon (Ölçüm)} \longrightarrow \text{Gösterge} \longrightarrow \text{Skor/Puan} \longrightarrow \text{Rapor} \longrightarrow \text{Yatırım Kararı} \longrightarrow \text{Orman (Dönüşen Gerçeklik)}$$

Her çeviri adımı niteliksel bir veri kaybına yol açar. Orman; biyoçeşitliliğinden ve yerel toplulukla ilişkisinden arındırılarak yalnızca “karbon kredisine” çevrilir. Ancak zincirin sonundaki yatırım kararı dönüp tekrar fiziksel ormanı dönüştürür; böylece Aktör-Ağ döngüsü tamamlanır.

7. Habermas: İdeal Konuşma Durumu ve Paydaş Yönetişimi

Habermas’ın İletişimsel Eylem Kuramı çerçevesinde meşruiyet, yalnızca doğru göstergelerin seçilmesinden değil; göstergelerin hangi süreçlerle ve nasıl seçildiğinden doğar.

İdeal konuşma durumunun bir düzenleyici ideal olarak benimsendiği durumlarda meşruiyet, paydaşların (çalışanlar, yerel topluluk, yatırımcılar) eşit ve baskısız bir ortamda göstergeleri müzakere ettiği bir paydaş yönetişimi süreci ile temellendirilebilir.

8. Karşılaştırmalı Felsefi Tipoloji
Felsefi PerspektifMuhasebenin Görünür / Görünmez Kıldığı UnsurTemel MekanizmaTemel Referanslar
Emek-Değer OkumasıArtı-değerin üretimi görünmez; dağılımı görünür.Emeğin gider olarak kodlanmasıMarx; Bryer (2000a, 2000b)
Heidegger (Analojik)Varolanın özü kapanır; kaynak niteliği açığa çıkar.Gestell, hesaplayıcı düşünmeHopwood (1987)
Foucault / MillerÖzyönetimli ve denetlenebilir özne inşa edilir.Governmentality, action at a distanceMiller & O’Leary (1987); Miller & Rose (1990)
BourdieuSorgulanamaz kurumsal varsayımlar yeniden üretilir.Doxa ve HabitusBourdieu (1977)
Latour / RobsonNiteliksel gerçeklik kaybolur; yazıtlar dolaşıma girer.Translation zinciri, inscriptionsRobson (1992)
HabermasMüzakere edilmemiş göstergeler meşruiyet kaybı yaratır.İdeal konuşma durumu, iletişimsel akılHabermas (1984)
9. SDOYM: Alternative Visibility Regime

SDOYM should not be interpreted merely as another management accounting framework, but as an alternative visibility regime that reorganises what organisations are expected to recognise, deliberate upon and manage.

SDOYM (Sürdürülebilir Değer Odaklı Holistik Yönetim Muhasebesi), geleneksel muhasebe ontolojisinin yarattığı seçici körlüğü aşmayı hedefleyen normatif bir yönetim muhasebesi modelidir.

                  [ Gerçek Dünya / Ekosistem ]
                               │
                               ▼
              [ Muhasebe Temsil Rejimi (Translation) ]
                               │
                               ▼
                  [ Seçici Görünürlük Rejimi ]
                               │
                               ▼
               [ Örgütsel Karar Alma ve Sermaye Tahsisi ]
                               │
                               ▼
               [ Toplumsal ve Ekolojik Sonuçlar ]
                               │
                               ▼
           [ SDOYM Paydaş Müzakeresi ve Geri Besleme ]
                               ↺

Geleneksel raporlama standartlarından (GRI, IIRC) temel farkı, göstergeleri teknokratik bir konsensüsle değil, paydaşların müzakereci katılımı (stakeholder deliberation) ile belirlemesidir. Power’ın (1997) Audit Society eleştirisinde vurguladığı “ölçümün her şeyi metalaştırması” riski, SDOYM bünyesinde nicel ölçümden ziyade niteliksel ve müzakereci süreçlerin önceliklendirilmesiyle dengelenmektedir.

10. Araştırma Önermeleri (Research Propositions)

Kuramsal çerçevenin ampirik çalışmalara yön vermesi amacıyla geliştirilen önermeler şu şekildedir:

  • P1: Muhasebe sistemlerinde kurumsal görünürlüğü artan unsurlar, örgütsel karar alma ve sermaye tahsis süreçlerinde daha yüksek yönetsel ağırlık kazanır.
  • P2: Muhasebe sistemlerinin kapsadığı sermaye kategorileri genişledikçe, örgütlerin stratejik karar süreçlerinin sürdürülebilirlik yönelimi artar.
  • P3: Greater stakeholder participation reduces the selectivity and exclusivity of organizational visibility regimes.
11. Yöntemsel ve Eleştirel Sınır: Teknik ve Rejim Ayrımı

Bu çalışma muhasebenin teknik, matematiksel veya mantıksal doğruluğunu reddetmemektedir. Çift taraflı kayıt tekniği kendi iç mantığı içinde tutarlı bir araçtır. Eleştirinin odak noktası muhasebenin teknik yapısı değil; bu tekniğin hangi toplumsal ilişkileri görünür kılıp hangilerini kurumsal alanın dışına ittiğini belirleyen seçici görünürlük rejimidir.

Sonuç

Muhasebe, gerçekliği edilgen bir şekilde kaydetmekle kalmaz; kurumsal görünürlüğün sınırlarını aktif olarak inşa eder. Sürdürülebilirlik profesyonellerinin ve eleştirel muhasebecilerin yaşadığı temel hayal kırıklığı, dünyayı değiştirmek amacıyla girilen süreçlerin, dünyanın nasıl temsil edileceğini yöneten kurumsal bir prosedüre dönüşmesidir.

Accounting does not merely record reality; it organises the boundaries of institutional visibility. Consequently, the future of accounting depends not only on developing better measurements, but also on continually questioning what remains outside the field of visibility.

Kaynakça
  • Bourdieu, P. (1977). Outline of a Theory of Practice. Cambridge University Press.
  • Bryer, R. A. (2000a). The history of accounting and the transition to capitalism in England. Part One: Theory. Accounting, Organizations and Society, 25(2), 131–162.
  • Bryer, R. A. (2000b). The history of accounting and the transition to capitalism in England. Part Two: Evidence. Accounting, Organizations and Society, 25(4–5), 327–381.
  • Habermas, J. (1984). The Theory of Communicative Action: Reason and the Rationalization of Society (Vol. 1). Beacon Press.
  • Hopwood, A. G. (1987). The archaeology of accounting systems. Accounting, Organizations and Society, 12(3), 207–234.Messner, M. (2009). The limits of accountability. Accounting, Organizations and Society, 34(8), 918–938.
  • Miller, P., & O’Leary, T. (1987). Accounting and the construction of the governable person. Accounting, Organizations and Society, 12(3), 235–265.
  • Miller, P., & Rose, N. (1990). Governing economic life. Economy and Society, 19(1), 1–31.
  • Power, M. (1997). The Audit Society: Rituals of Verification. Oxford University Press.
  • Robson, K. (1992). Accounting numbers as “inscription”: Action at a distance and the development of accounting. Accounting, Organizations and Society, 17(7), 685–708.
  • Searle, J. R. (1995). The Construction of Social Reality. Free Press.

Loading

Önceki
Back To Top