
Bir Yönetim Muhasebesi Profesörünün Akademik Blog Notu
Takvim birinci yüzyıldı, Caius Titus bir senatör… Dünyanın merkezi Roma senatosunda ticaret sözleşmeleri görüşülüyordu. Caius Titus kürsüye çıkıp sözleşmelerin yazılı yapılmasını “verba volant, scripta manent” gerekçesiyle savundu: Söz uçar, yazı kalır. Öyle bir sözdü ki hâlen geçerliliğini koruyan, muhasebe biliminin hem tarihsel hem de felsefi temelini oluşturan kadim bir ilke (Mattessich, 2000).Bu cümle, yalnızca hukuki bir tavsiye değildir; muhasebenin doğuşundan bu yana taşıdığı ontolojik ve epistemolojik yükü yansıtır. Muhasebe, bir “işletme dili” olarak kabul edildiği andan itibaren, geçici sözel beyanları değil, kalıcı, doğrulanabilir ve nesnel kayıtları esas almıştır (Littleton, 1933). İşte bu yazıda, muhasebe bilim felsefesi ile muhasebe tarihi perspektifinden “scripta manent” ilkesini ele alacağız; ancak bu ilkeyi günümüzün hegemonik şirket kapitalizmi bağlamında da sorgulayacağız.Muhasebe Tarihinde Yazılı Kayıtların Evrimi: Antik Dönemden Çift Taraflı MuhasebeyeMuhasebe tarihi, yazılı kayıtların zorunluluğunu çok daha eskilere, MÖ 3000’li yıllara, Sümerlerin kil tabletlerine kadar götürür. Uruk ve Ur şehirlerinde tapınak ekonomilerinin idaresi için tutulan “token” ve “bullae” sistemleri, ilk muhasebe belgeleridir. Bu tabletler, mal giriş-çıkışlarını, borç-alacak ilişkilerini ve vergi tahsilatını kalıcı hâle getiriyordu. Söz uçar, tablet kalırdı.Roma İmparatorluğu’nda ise Caius Titus’un savunduğu ilke, devlet maliyesinin ve özel ticaretin temel taşı hâline gelmişti. Senato’da tartışılan ticaret sözleşmeleri, yalnızca sözel anlaşmalarla değil, tabulae (tahta tabletler) ve codex (defter) kayıtlarıyla güvence altına alınıyordu. İmparatorluk hazinesinin (aerarium) muhasebesi, quaestor’lar tarafından titizlikle tutuluyordu. Bu dönem, muhasebenin “kamu hesabı” (public accounting) boyutunu doğurmuştur.Orta Çağ’da İtalyan tüccar şehirlerinde (Venedik, Cenova, Floransa) bu ilke zirveye ulaştı. Luca Pacioli’nin 1494’te yayınladığı Summa de Arithmetica, Geometria, Proportioni et Proportionalita eserinde çift taraflı muhasebe (partita doppia) sistemini sistematikleştirmesi, “scripta manent” ilkesinin bilimsel ifadesidir (Pacioli, 1494). Pacioli’nin “debe” ve “kredi” kuralları, her işlemin iki yönlü ve kalıcı olarak kaydedilmesini zorunlu kılıyordu. Böylece muhasebe, salt hafıza aracı olmaktan çıkıp, bilimsel bir disiplin hâline geldi.
- yüzyılda sanayi devrimiyle birlikte muhasebe, maliyet muhasebesi ve yönetim muhasebesi olarak dallara ayrılırken, yazılı kayıt zorunluluğu hiç değişmedi. 20. yüzyılda ise standartlaşma hareketi (ABD’de GAAP, İngiltere’de SSAP, uluslararası alanda IFRS/IAS) bu ilkeyi küresel bir norm hâline getirdi. Bugün TFRS/TMS’ler, “güvenilir temsil” (faithful representation) ve “doğrulanabilirlik” (verifiability) niteliklerini, tam da “yazı kalır” felsefesi üzerine inşa etmektedir (International Accounting Standards Board [IASB], 2018).
Muhasebe Bilim Felsefesi Açısından “Verba Volant, Scripta Manent”Muhasebe, pozitivist bir bilim midir yoksa yorumlayıcı bir sosyal bilim midir? Bu soru, bilim felsefesinin merkezindedir. Thomas Kuhn’un paradigma kavramı ya da Karl Popper’ın yanlışlanabilirlik ilkesi bağlamında muhasebe, ampirik verilere dayalı bir disiplin olarak görülür. Ancak veriler, ancak yazılı ve kalıcı oldukları sürece bilimsel değer taşır (Mattessich, 2000).Epistemolojik açıdan muhasebe, “bilgi”yi (knowledge) nesnel kayıtlar üzerinden üretir. Sözel beyanlar subjektif, geçici ve manipüle edilebilirken; defter kayıtları, yevmiye, büyük defter ve mali tablolar nesnel bir “gerçeklik” inşa eder. Bu, Immanuel Kant’ın “noumenon” ve “phenomenon” ayrımına benzer: Gerçek olay (noumenon) ancak muhasebe kaydıyla (phenomenon) bilinebilir hâle gelir.Ontolojik olarak ise muhasebe, işletmenin “varlık” (being) durumunu temsil eder. Felsefi realizm perspektifinden, varlıklar ve yükümlülükler ancak yazılı kayıtlarla “gerçek” olur. Bu bağlamda “verba volant, scripta manent”, muhasebenin ontolojik teminatıdır. Kavramlar çerçevesi (Conceptual Framework for Financial Reporting) bu felsefeyi resmileştirmiştir (IASB, 2018):
- Güvenilirlik (reliability) ve tarafsızlık (neutrality),
- Tam ve tarafsız temsil (complete and neutral depiction),
- Doğrulanabilirlik (verifiability).
Tüm bunlar, Caius Titus’un 26 yüzyıl önce dile getirdiği ilkenin modern çevirisidir. Dijital çağda blockchain teknolojisi ve dağıtık defter teknolojisi (DLT) dahi bu ilkeyi pekiştirmektedir: Artık “yazı” bile yetmiyor; “değiştirilemez kayıt” (immutable record) arıyoruz.Şirket Kapitalizminin Hegemonik Yükselişi ve Muhasebenin SınırlarıNe var ki, “scripta manent” ilkesi bugün şirket kapitalizminin hegemonik küresel yükselişi karşısında ciddi bir sınav vermektedir. Bu yükseliş, özellikle palazlandığı ülkelerde demokrasiden uzaklaşarak despotizmin hüküm sürmesine zemin hazırlamıştır. Kurumsal güç, siyasi karar alma mekanizmalarını ele geçirerek, regülasyonları kendi lehine yumuşatmakta ve kamu denetimini zayıflatmaktadır.Daha vahimi, gezegensel sınırların (planetary boundaries) bu yayılmacı politikalarla her geçen gün aşılmasıdır. 2025 güncellemesine göre yedi sınır (iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, arazi sistemi değişikliği, tatlı su kullanımı, biyokimyasal akışlar, yeni varlıklar ve okyanus asitlenmesi) aşılmış, kalan ikisi de tehlike bölgesine yaklaşmıştır (Rockström et al., 2025). Biyoçeşitlilik kaybı, iklim dengesinin bozulması, fosil yakıt bağımlılığı ve kaynak tükenişi, geri dönülmez eşiklere ulaşmıştır. Bu yükselişin, bir bumerang etkisiyle tüm ülkeleri –zengin ve yoksul ayrımı olmaksızın– tehdit edeceği öngörüsü, maalesef geniş kesimlerin farkındalığından uzak kalmaktadır. Muhasebe kayıtları, bu tahribatı “dışsallık” olarak görmezden gelerek, kısa vadeli kârı kalıcı bir gerçeklik gibi sunmaya devam etmektedir.Buna rağmen, “dünyayı kurtarmak” adına düzenlenen COP konferansları, iyi niyetli bir tiyatro olmaktan öteye gidememektedir. Zirvelerdeki görkemli deklarasyonlar, somut eylem planlarına dönüşmemekte; şirket lobilerinin etkisiyle sulandırılmaktadır. Zirvede, şirketler ve sektör temsilcileri, faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları azaltmaya yönelik attıkları somut adımları ve önlemlerini açıklamış olsa da, daha yapılacak, yapılması gereken çok şey olduğu tüm taraflarca bilinmektedir. “Sürdürülebilir finansal sistem”, iklim politikalarının etkinliğinin arttırılmasında odaklanılması gereken konuların başında gelmektedir. Finansal hizmetler sektörünün, özel sektör projeleri ve girişimlerine finansman sağlaması yoluyla iklim değişikliğinde dolaylı da olsa yarattığı etki, çok önemli boyutlardadır. İklim değişikliğine karşı atılması gereken en önemli adımların başında gelen sürdürülebilir finansın gelişimi ise hâlen istenen seviyelerden çok uzak ve yavaş ilerlemektedir. İklim risklerini finansal karar almanın odağına oturtabilmek için sürdürülebilir yatırımların hızla yaygınlaştırılması gerekmektedir. İklimle ilgili riskler ve fırsatlara yönelik kurumsal açıklamalara, finans sektörünün vereceği tepki iklim eylemi için kritik öneme sahiptir.G20’nin Finansal İstikrar Kurulu tarafından kurulan İklimle ilgili Finansal Açıklamalara İlişkin Görev Gücü (Task Force on Climate-related Financial Disclosures – TCFD), bu yönde atılan en önemli adımlardan biridir. TCFD, iklimle ilgili risklerin ve fırsatların kurumsal olarak açıklanmasına yönelik kapsamlı, pratik ve esnek bir çerçeve sunmaktadır (Task Force on Climate-related Financial Disclosures [TCFD], 2017). TCFD’nin mevcut destekçileri arasında yer alan dünyanın önde gelen bankaları, varlık yöneticileri, emeklilik fonları, sigorta şirketleri, kredi derecelendirme kuruluşları ve muhasebe kuruluşları toplam 222 trilyon dolarlık bilançoyu yönetmektedir; bu destekçiler arasında 1.800’den fazla finansal kurum bulunmaktadır (Financial Stability Board, 2026). TCFD’nin sunduğu çerçeve doğrultusunda iklimle ilgili finansal risklerini açıklayan binlerce şirketin raporlama kalitesinde önemli bir iyileşme olduğu belirtilmektedir (OECD, 2025). Gelecek yıllarda, finansal hizmetler sektörünün, sermaye sağlayıcı olarak şirketlerin bu açıklamalarına vereceği tepki, TCFD standartlarının mümkün olduğu kadar karşılaştırılabilir ve verimli olmasını sağlama yönünde büyük öneme sahiptir. Bunun için öncelikle, finansal hizmetler sektörünün iklimle ilgili riskleri anlaması ve uygun risk yönetimi stratejilerini ve araçlarını geliştirmesi gerekmektedir.Ancak taahhütler, yasal hedeflere ve somut eylemlere dönüştürülmediği sürece bunlar da “söz”den öteye gidememektedir. 2050 sıfır karbon hedefine ulaşılmasında kritik role sahip yeni ve sürdürülebilir bir finansal sistemin inşa edilmesi, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaştırılması sürecinin hızlandırılabilmesi için taahhütlerin yasal hedefler ve somut eylemlere dönüştürülmesi gerekmektedir. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma konusunda sektörün, sahip olduğu önemli rolün yanı sıra, büyük de bir sorumluluğu bulunmaktadır. Bunun aynı zamanda ekonomi yönetiminin makro politikalarının bir parçası olması ve en üst düzeyde sahiplenilmesi gereken bir konu olduğu unutulmamalıdır. Planlananlar ve taahhüt edilenler gerçekleştirilmediği ve aksiyona dönüşmediği sürece hiçbir çözüm üretmek olanaklı değildir. Özetle; artık taahhüt değil, aksiyon zamanıdır.Aynı dönemde küresel standart koyucuların (ISSB, GRI, TNFD, CDP ve benzerleri) sayısı sınırlı görünse de (başlıca 8-10 önemli küresel kuruluş), bunların ürettiği standartlar birbiriyle tam entegrasyon sağlayamamış, örtüşmeyen ve yer yer çelişkili unsurlar barındırmaktadır. ISSB’nin IFRS S1 ve S2 standartları finansal materiality odaklı küresel bir temel oluşturmaya çalışırken, GRI impact materiality ve paydaş odaklı yaklaşımıyla ayrı bir yol izlemekte; TNFD ise doğa ile ilgili riskleri eklemektedir (International Sustainability Standards Board, 2026). SASB ve TCFD gibi eski çerçeveler ISSB bünyesinde büyük ölçüde entegre edilmiş olsa da, bölgesel (örneğin ESRS) ve sektörel çerçevelerle birlikte dünya genelinde 600’den fazla sürdürülebilirlik raporlama hükmü ve düzenlemesi mevcuttur (Business at OECD [BIAC], 2025). Bu küresel standart kuruluş fazlalığı, “binlerce standart” düzeyine ulaşmasa da, yüzlerce spesifik gösterge, çakışan gereklilik ve uyum maliyeti yaratmakta; sürdürülebilirlik raporlamasını gerçek bir kaosa dönüştürmektedir (Sustainability Accounting Standards Board [SASB] & Global Reporting Initiative [GRI], 2025). Entegre raporlama çabaları dahi bu yapısal sorunları yeterince sorgulamamaktadır.Günümüz Muhasebe Pratiğine ve Eğitimine YansımalarıYönetim muhasebesi profesyoneli olarak şunu net söyleyebiliriz: Muhasebe eğitiminde “scripta manent” ilkesini merkeze almadığımız sürece, öğrencilerimiz yalnızca teknik beceri değil, bilimsel felsefeyi ve eleştirel farkındalığı da yitirir. Tarihi perspektif olmadan güncel standartları (TFRS 15, TMS 36, TFRS 9) anlamak mümkün değildir. Felsefi derinlik olmadan da etik kararlar (muhasebe manipülasyonu, creative accounting, yeşil yıkama) verilemez (Mattessich, 2000).Bu ilke, sürdürülebilirlik muhasebesinde de (ESG raporlaması, ISSB standartları) kendini gösterir. Çevresel etki, sosyal sermaye ve yönetişim riskleri ancak kalıcı, doğrulanabilir ve entegre kayıtlarla ölçülebilir ve raporlanabilir. Aksi takdirde “söz uçar” ve şirket kapitalizminin hegemonik söylemi, ekolojik krizi gizleyen bir perde hâline gelir.Sonuç: Muhasebenin Kalıcı Mirası ve SorumluluğuCaius Titus’un kürsüdeki sesi, bugün hâlâ muhasebe defterlerinde, dijital bulutlarda ve blockchain zincirlerinde yankılanıyor. Muhasebe bilimi, sözün değil yazının, geçicinin değil kalıcının, subjektif yargının değil nesnel kaydın bilimi olmaya devam ediyor.Ancak bu kadim ilke, şirket kapitalizminin hegemonik yükselişine, demokrasinin erozyonuna, gezegensel sınırların aşılmasına, COP’ların yetersizliğine ve TCFD gibi çerçevelerin hâlâ “taahhüt” aşamasında kalmasına karşı da bir kalkan olmalıdır. Geleceğin muhasebecileri, bu mirası koruduğu ve hegemonik yapıların yarattığı kör noktaları aydınlattığı sürece, bilimsel itibarını ve toplumsal güvenini de koruyacaktır. Çünkü yazı kalır; ya gerçeği yazacağız ya da yok oluşu gizleyeceğiz.
Üretken Yapay Zekâ Kullanım Beyanı
Bu çalışmanın yapılandırılması, dil düzenlemesi ve biçimlendirilmesinde, yazarın özgün fikirleri ve araştırması temel alınarak üretken yapay zekâ araçlarından destek alınmıştır. Metnin bilimsel içeriği, analizleri, yorumları, argümanları ve nihai hali tamamen yazar tarafından gözden geçirilmiş, geliştirilmiş ve onaylanmıştır.
Kaynakça
Business at OECD (BIAC). (2025). The risks of divergence between global ESG reporting standards. https://www.businessatoecd.org Financial Stability Board. (2026). TCFD recommendations – Technical note – 2026. https://assets.ctfassets.net/v7uy4j80khf8/2pTSrYn2scPQms5TKdrnRH/7013d073006fab29692c651bbb4417d5/TCFD_Recommendations_-_Technical_note_-_2026.pdf International Accounting Standards Board. (2018). Conceptual framework for financial reporting. IFRS Foundation. https://www.ifrs.org/content/dam/ifrs/publications/pdf-standards/english/2024/issued/part-a/conceptual-framework-for-financial-reporting.pdf International Sustainability Standards Board. (2026). ISSB update March 2026. IFRS Foundation. https://www.ifrs.org/news-and-events/updates/issb/2026/issb-update-march-2026/ Littleton, A. C. (1933). Accounting evolution to 1900. American Institute Publishing. Mattessich, R. (2000). The foundations of accounting thought. Routledge. Organisation for Economic Co-operation and Development. (2025). Global corporate sustainability report 2025. OECD Publishing. https://doi.org/10.1787/bc25ce1e-en Pacioli, L. (1494). Summa de arithmetica, geometria, proportioni et proportionalita. Paganini. Rockström, J., et al. (2025). Planetary Health Check 2025. Stockholm Resilience Centre. https://www.stockholmresilience.org/research/planetary-boundaries.html Sustainability Accounting Standards Board & Global Reporting Initiative. (2025). 2025 sustainability reporting: Global trends in framework adoption. Harvard Corporate Governance Blog. https://corpgov.law.harvard.edu/2025/11/24/2025-sustainability-reporting-global-trends-in-framework-adoption/ Task Force on Climate-related Financial Disclosures. (2017). Recommendations of the Task Force on Climate-related Financial Disclosures. https://assets.bbhub.io/company/sites/60/2017/06/FINAL-2017-TCFD-Report.pdf
Bu yazı, akademik tartışmaya katkı sağlamak amacıyla kaleme alınmıştır. Güncel veriler için TCFD, ISSB, GRI ve Stockholm Resilience Centre raporları takip edilmelidir.
#MuhasebeBilimi #VerbaVolantScriptaManent #SürdürülebilirMuhasebe #TCFD #ESG #PlanetaryBoundaries #ŞirketKapitalizmi #İklimFinansı #YönetimMuhasebesi #AksiyonZamanı #IFRS #ISSB #GRI #TNFD #SürdürülebilirFinans #KüreselStandartFazlalığı
![]()
