Skip to content

Schrödinger’in Kutusunda Muhasebe: Ölçüm Belirsizliği, Entegre Raporlama ve Makyajlanmış Sürdürülebilirlik

“Koşullu Gerçeklikler ve Söylemsel Makyaj: Muhasebe Biliminde Belirsizlik, Sürdürülebilirlik ve Entegrasyon”

Schrödinger’in Kedisi’nin “mutlak doğruların yokluğu”na yaptığı vurgu, muhasebe disiplininde ölçüm belirsizliği ve gerçeğe uygun değer (fair value) gibi kavramlarla doğrudan ilişkilendirilebilir. Muhasebe verileri çoğu zaman mutlak gerçekliği değil, belirli varsayımlar ve tahminler çerçevesinde inşa edilmiş finansal temsilleri yansıtır. Örneğin, IFRS/TFRS standartları çerçevesinde kullanılan gerçeğe uygun değerleme yöntemlerinde piyasa fiyatı, nakit akışı projeksiyonları ve iskonto oranları gibi unsurlar belirsizlik barındırır; dolayısıyla finansal tablolar, mutlak doğrular değil, “koşullu gerçeklikler” üretir. Diğer yandan, “mıh–nal–at–süvari–muharebe” zinciri muhasebede iç kontrol, denetim ve risk yönetimi kavramlarına gönderme yapar. Küçük bir muhasebe hatası ya da raporlama eksikliği, önce yanlış yönetim kararlarına, ardından paydaş güveninin sarsılmasına ve nihayetinde şirketin piyasa değerinin dramatik biçimde düşmesine yol açabilir. Burada “mıh” bir yanlış sınıflandırma, “nal” bir hatalı değerleme, “at” yanlış finansal rapor, “süvari” stratejik karar, “muharebe” ise sermaye piyasasında kaybedilen güven olabilir. Dolayısıyla bu metaforlar, muhasebe biliminde iki temel gerçeğe işaret eder: Bilginin göreliliği ve tahminlere dayalı doğası: Muhasebe, mutlak hakikat değil, karar almaya uygun “en iyi tahminleri” sunar. Kritik ayrıntıların zincirleme etkisi: Küçük muhasebe hataları, finansal krizlerin ya da kurumsal iflasların görünmez başlangıç noktası olabilir.Schrödinger’in Kedisi’nin ortaya koyduğu mutlak doğruların imkânsızlığı ile “mıh–nal–at–süvari–muharebe” zincirinin ima ettiği zincirleme neden–sonuç ilişkisi, muhasebe biliminin sürdürülebilirlik raporlaması ve özellikle entegrasyon söylemi açısından kritik bir teorik çerçeve sunar. Zira günümüzde şirketler, entegre raporlama adı altında finansal, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verilerini tek bir çatı altında sunarak “şeffaflık” ve “hesap verebilirlik” iddiasında bulunmaktadır. Ancak pratikte bu raporlar, çoğu zaman “makyajlanmış sürdürülebilirlik” olarak nitelenebilecek bir vitrin işlevi görür. Yani finansal verilerin görece kesinliği ile ESG göstergelerinin soyut, nitel ve çoğu zaman denetlenemez yapısı birleşerek bir tür post-modern muhasebe gerçeği üretir: Ne tamamen doğru ne de tamamen yanlış… Tıpkı Schrödinger’in kutusundaki kedinin aynı anda hem ölü hem diri olması gibi. Bununla birlikte, “mıh–nal–at–süvari–muharebe” zinciri, makyajlanmış sürdürülebilirlik raporlarının potansiyel risklerini çarpıcı biçimde açıklar: Küçük bir veri manipülasyonu (mıh), Yanıltıcı bir sürdürülebilirlik göstergesine (nal), Kurumsal itibarı zedeleyen bir skandala (at), Yatırımcı güvenini kaybettiren bir yönetişim krizine (süvari) Ve sonunda sermaye piyasalarında ağır bir itibar ve değer kaybına (muharebe) dönüşebilir. Sonuçta, entegre raporlar şirketlerin “sürdürülebilir” görünüp aslında finansal ve ekolojik gerçeklikleri perdeleme potansiyelini içinde taşır. Bu nedenle, muhasebe biliminin epistemolojisi, yalnızca ölçüm belirsizliğiyle değil, aynı zamanda kapitalizmin söylemsel makyajıyla da hesaplaşmak zorundadır.

Stephen A. Zeff, David Alexander, Ray Ball, Mary E. Barth, Shyam Sunder, H. David Sherman ve S. David Young bakış açılaryla pek yakında bu çalışma tamamlanmış olacak…

———————-

Muhasebeci Sisifos’un Eğik Yerçekimindeki

Belirsiz Yuvarlanan Topu…(*)  https://tinyurl.com/525wbeku

Yer çekimi kuvveti (Fₚ) – Eğik Yerçekiminin Çöküş Hızı

Eylül 2025’te Türkiye’de ekonomi adeta kara deliğe kapılmış bir kütle gibi aşağı çekiliyor: enflasyon %25’i aşmış, dolar/TL 35,5’i geçmiş. SASA’nın bilançolarında UFRS makyajıyla fiktif kâr yaratma çabası, 2025’in ilk yarısında %26 düşüşle 22,4 milyar TL’ye inen hasılat ve yarıya bölünen brüt kâr marjıyla çöktü. Esas faaliyet kârı sıfırlandı; top, Sisifos’un elinden kurtulmuş, hızlanan bir çığa dönüştü.

Normal kuvvet (Fₚₑ) – Sisifos’un Çatırdayan Dayanakları

SASA, teşvik belgeleriyle ve bedelsiz sermaye artırımıyla özkaynak erimesini makyajladı. Ama bağımsız denetçilerin bu fiktif gelirleri sorgusuz yazması, Sisifos’un kayasını tutan çürük bir ipti. %50 faiz politikası ve enflasyon muhasebesinden gelen 19,9 milyar TL kazanç bile 32,3 milyar TL finansman giderini karşılayamadı; kayayı durdurmaya yetmeyen kırık bir baston gibi.

Sürtünme kuvveti (f) – Sisifos’un Kırılan Zincirleri

Bir zamanlar bilançoyu parlatan 2,75 milyar TL ertelenmiş vergi gelirleri, 2025’te ters tepti ve zarara dönüştü. “Mıh–nal–at–süvari–muharebe” zinciri koptu. Üstelik Mart 2025’te sonrası protestolar ve güven erozyonu, SASA gibi şirketlerin manipülasyonlarını daha görünür kıldı. Hisseler %15–20 eridi; zincirin son halkası da koptu.

θ (eğim açısı) – Sisifos’un Kaderine Mahkûm Uçurum

Vergi teşviklerinin nakde çevrilememesi ve kapasite düşüşü, %50 eğimle topu uçuruma taşıdı. Siyasi kutuplaşma bu eğimi daha da dikleştirdi. Ray Ball’ın yıllar önce işaret ettiği manipülasyon riski, SASA’nın 2025’te 11,6 milyar TL vergi öncesi zararıyla ete kemiğe büründü. Sisifos, kayayı ne kadar iterse itsin, sonuç hep aynı: sonsuz ve anlamsız bir kısır döngüye dönüştü…

Sonuç

UFRS’de “ertelenmiş vergi geliri” denilen sır, sadece yönetimin felaket umutlarına dayanıyor—bir fizibilitenin hayali.

Bağımsız denetçiler, bu hayali sorgulamadan finansalları onayladı; devlet otoritesi de sahte kâra dayanarak bedelsiz sermaye artışına izin verdi.

11,6 milyar TL’lik vergi öncesi zarar …Sisifos’un kayayı yamaca çıkarmaya çalışması gibi, SASA da sahte umutlarla kendini ve piyasa güvenini yorgun düşürdü. Bu gizlice yazılmış “teşvik kârı”, şu anda zemini oyan bir göl gibi: ne kadar cilalansa da altında derin bir çukur var.Hem de çok derin bir çukur…

Bu diyagram, SASA’nın “fiktif kârlarla yuvarlanan topunu” gerçek ile yalan arasındaki gri alanda, bağımsız denetçilerin ve piyasa otoritelerinin göz yummasıyla sonsuza dek itilen ama asla zirveye varamayan bir kaya olarak betimliyor.

2025’in sonunda bu tablo, sadece SASA’nın değil, Türkiye’deki pek çok şirketin iflas riskiyle yüzleşmesine, piyasa güveninin çökmesiyle domino etkisine dönüşebileceği konusunda uyarıyor…

————————–

Not: (*) Bu yazı ; @sonergokten https://tinyurl.com/yrmxmbw3

Para _Medya da ki “Sasa mucizesi” SASA’nın Vergi Teşvikleriyle Makyajlanan Kârları ve Şapkadan Çıkan Tavşanları! yazısı ilham alınarak hazırlanmıştır

https://www.paramedya.com/…/sasan…//tinyurl.com/34nrh4h9 / https://tinyurl.com/2mt28wb4

Loading

Sonraki
Önceki
Back To Top