Integration of ESG and the Balanced Scorecard in Measuring Sustainable Competitive Advantage: A Flowchart-Based Theoretical and Practical Framework Prof. Dr. Orhan Elmacı,
Bu çalışma Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (ROR: https://ror.org/02mn0vt57) tarafından desteklenmiştir.
oelmaci@gmail.com
Öz
Bu çalışma, işletmelerin rekabet gücünü değerlendirmek için Balanced Scorecard (BSC) tabanlı bir akış diyagramı yaklaşımını, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) kriterlerini merkeze alarak teorik ve uygulamalı boyutlarıyla incelemektedir. BSC’nin finansal, müşteri, iç süreçler ve öğrenme-gelişim perspektifleri, ESG metrikleri, Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA) ve sürdürülebilirlik performansını değerlendirme yöntemleriyle zenginleştirilerek işletmelerin sürdürülebilir rekabet avantajını ölçmek için sistematik bir çerçeve sunulmaktadır. Önerilen akış diyagramı, veri analitiği ve yapay zeka araçlarıyla güçlendirilmiş olup, işletmelerin stratejik hedefleriyle uyumlu bir ölçüm süreci sağlamaktadır. Bulgular, ESG entegrasyonlu BSC tabanlı akış diyagramının, işletmelerin rekabet gücünü etkin bir şekilde ölçtüğünü ve 2025 sürdürülebilirlik trendleriyle uyumlu olduğunu göstermektedir. Çalışma, işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlayacak pratik bir rehber sunmayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Rekabet gücü, Balanced Scorecard, ESG, akış diyagramı, sürdürülebilirlik performansı, stratejik yönetim, Kaynak Tüketim Muhasebesi.
Abstract
This study examines a Balanced Scorecard (BSC)-based flowchart approach for evaluating business competitiveness, focusing on Environmental, Social, and Governance (ESG) criteria in both theoretical and practical dimensions. The BSC’s financial, customer, internal processes, and learning and growth perspectives are enriched with ESG metrics, Resource Consumption Accounting (RCA), and sustainability performance evaluation methods. This integration provides a systematic framework for measuring firms’ sustainable competitive advantage. The proposed flowchart is enhanced with data analytics and artificial intelligence tools, ensuring a measurement process aligned with companies’ strategic objectives. Findings indicate that the ESG-integrated BSC-based flowchart effectively measures business competitiveness and aligns with 2025 sustainability trends. The study aims to offer a practical guide to assist businesses in achieving their sustainability goals.
Keywords: Competitiveness, Balanced Scorecard, ESG, flowchart, sustainability performance, strategic management, Resource Consumption Accounting.
Giriş
Günümüz iş dünyasında, işletmelerin sürdürülebilir büyüme ve piyasa başarısı için rekabet gücü temel bir belirleyicidir. Rekabet gücü, işletmelerin kaynaklarını etkin kullanma, yenilikçi stratejiler geliştirme ve paydaş beklentilerini karşılama kapasitesini ifade eder. Geleneksel yaklaşımlar rekabet gücünü yalnızca finansal metriklerle değerlendirirken, modern teoriler çok boyutlu bir perspektif gerektirdiğini vurgulamaktadır. Balanced Scorecard (BSC), finansal ve finansal olmayan göstergeleri birleştirerek stratejik yönetimde bütüncül bir çerçeve sunar. 2025 itibarıyla, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) kriterleri, işletmelerin çevresel etkilerini, sosyal sorumluluklarını ve etik yönetişim pratiklerini değerlendirerek rekabet gücünde önemli bir rol oynamaktadır. Sürdürülebilirlik performansını değerlendirme yöntemleri, ESG hedeflerini stratejik planlamaya entegre etmeyi mümkün kılar. Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA) ve çevresel maliyet analizleri, sürdürülebilir rekabet avantajı için yenilikçi yaklaşımlar sunar.
Bu çalışma, BSC tabanlı bir akış diyagramı yaklaşımıyla, ESG kriterleri ve sürdürülebilirlik performansını dikkate alarak işletmelerin rekabet gücünü ölçmeyi amaçlamaktadır. Araştırma sorusu şu şekilde formüle edilmiştir: “BSC tabanlı bir akış diyagramı, ESG kriterleri ve sürdürülebilirlik performansını değerlendirme yöntemleriyle desteklenerek işletmelerin rekabet gücünü nasıl daha etkin ölçebilir?”. Çalışma, teorik literatüre katkı sağlamayı ve işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına rehberlik etmeyi hedeflemektedir.
1. Literatür Taraması
1.1. Rekabet Gücü Kavramı ve Evrimi
Rekabet gücü, bir işletmenin rakiplerine karşı sürdürülebilir avantaj sağlama kapasitesidir. Michael Porter’ın Beş Güç Modeli, rekabet gücünü sektör dinamikleri bağlamında değerlendirirken, Barney’nin (1991) VRIO çerçevesi, işletme içi kaynakların (değerli, nadir, taklit edilemez ve organize edilmiş) önemini vurgular. Günümüz iş dünyasında, özellikle 2025 yılına doğru, dijital dönüşüm, yapay zeka ve sürdürülebilirlik gibi mega trendler rekabet gücünün tanımını genişletmiştir. Artık işletmelerin sadece finansal performansları değil, aynı zamanda çeviklikleri, inovasyon kapasiteleri, sosyal sorumluluk anlayışları ve ESG performansları da rekabet avantajı sağlamada kritik faktörler haline gelmiştir. Bu bağlamda, işletmelerin sadece kısa vadeli finansal getirileri değil, aynı zamanda uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini de göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Rekabet gücü, değişen pazar koşullarına uyum sağlama, yeni teknolojileri benimseme ve paydaşlarla güçlü ilişkiler kurma becerisiyle doğrudan ilişkilidir.
Sürdürülebilirlik, işletmelerde yalnızca bir uyum yükümlülüğü olmaktan çıkıp stratejik bir dönüşüm aracı haline gelmiştir. Bu evrim, iki temel eksen etrafında şekillenmektedir: zaman ufku (kısa vadeli – uzun vadeli) ve stratejik niyet (uyum odaklı – inovasyon odaklı). Bu iki boyutun kesişimi, dört farklı zihniyet tipini ortaya koymaktadır (Tablo 1).
Tablo 1 Sürdürülebilirlik Zihniyet Matrisi: Uyumdan Dönüşüme
| Kategori | Kısa Vadeli / Taktiksel Yaklaşım | Uzun Vadeli / Stratejik Yaklaşım |
| Uyum & Risk Yönetimi | Uyum Zihniyeti: Yasal yükümlülüklere uyum ve mevcut risklerin yönetimine odaklı taktiksel yaklaşım | Risk Zihniyeti: Mevcut ve ortaya çıkabilecek tehditleri proaktif biçimde tanımlayıp azaltmaya yönelik stratejik yaklaşım |
| Dönüşüm & İnovasyon | Artımsal İnovasyon Zihniyeti: Mevcut iş yapış biçimlerini ve ürün/hizmetleri kademeli olarak geliştirmeye odaklı yaklaşım | Dönüştürücü İnovasyon Zihniyeti: İş modelleri ve ürün/hizmetleri dönüştürme fırsatlarını merkeze alan vizyoner stratejik yaklaşım |
Kaynak: Yazar tarafından uyarlanmıştır (Kearney, 2024; yazarın ön çalışması, 2025). Rasche, Andreas https://tinyurl.com/55khez8j
Geleneksel yaklaşımlar genellikle sol sütunda (uyum ve risk yönetimi) yoğunlaşırken, rekabet avantajı sağlayan işletmeler sağ üst köşeye, yani Dönüşümcü İnovasyon Zihniyetine doğru ilerlemektedir. Bu çalışmada önerdiğimiz ESG-entegre Balanced Scorecard (BSC) Akış Diyagramı, işletmeleri bu stratejik olgunlaşma yolunda sistematik olarak yönlendirmeyi hedeflemektedir. Model, ESG metriklerini BSC’nin dört perspektifine entegre ederek, sürdürülebilirliği “maliyet kalemi” olmaktan çıkarıp büyüme katalizörü haline getirmektedir.
1.2. Balanced Scorecard (BSC) ve ESG Entegrasyonu
Balanced Scorecard (BSC), Robert Kaplan ve David Norton tarafından geliştirilen stratejik performans yönetim aracıdır. BSC, işletmelerin performansını finansal, müşteri, iç süreçler ve öğrenme-gelişim olmak üzere dört temel perspektiften değerlendirir. Bu perspektifler, stratejik hedefleri operasyonel göstergelere dönüştürerek yönetim süreçlerini şeffaf ve ölçülebilir hale getirir. Geleneksel BSC uygulamaları genellikle finansal göstergelere odaklanırken, 2025 yılı itibarıyla ESG metrikleri BSC’ye entegre edilerek sürdürülebilirlik performansının ölçülmesi yaygınlaşmıştır.
ESG entegrasyonu, BSC’nin dört perspektifine özgü çevresel (örn. karbon emisyonu, enerji verimliliği), sosyal (örn. çalışan memnuniyeti, toplumsal katkı) ve yönetişim (örn. etik standartlar, şeffaflık) metriklerinin dahil edilmesini içerir. Bu entegrasyon, işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerini stratejik yönetim süreçlerine dahil etmelerini sağlar. Örneğin, finansal perspektifte yeşil finansman kullanımı ve karbon vergisi giderleri, müşteri perspektifinde sürdürülebilir ürün satış oranı ve müşteri sürdürülebilirlik memnuniyet skoru, iç süreçler perspektifinde atık geri dönüşüm oranı ve enerji verimliliği endeksi, öğrenme-gelişim perspektifinde ise ESG eğitim saati/çalışan ve inovasyon odaklı patent sayısı gibi göstergeler kullanılabilir.
Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA), işletmelerin kaynak kullanımını optimize ederek çevresel maliyet analizini destekleyen önemli bir araçtır. RCA, özellikle çevresel maliyetlerin şeffaf bir şekilde belirlenmesi ve yönetilmesi konusunda kritik bir rol oynar. Sürdürülebilirlik performansını değerlendirme yöntemleri, çevresel ve sosyal etkilerin sistematik ölçümünü sağlayarak BSC’nin bütüncül yapısını tamamlar. Bu entegrasyon, işletmelerin sadece finansal olarak değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal açıdan da başarılı olmalarını sağlayacak stratejik kararlar almalarına olanak tanır.
1.3. ESG ve Sürdürülebilirlik Performansı
Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) kavramları, işletmelerin çevresel (iklim değişikliği, atık yönetimi), sosyal (çalışan hakları, toplumsal katkı) ve yönetişim (yolsuzlukla mücadele, paydaş katılımı) performanslarını değerlendiren kritik faktörlerdir. 2025 yılına doğru, ESG kriterleri yatırımcı kararları, müşteri tercihleri ve çalışan bağlılığı üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Sürdürülebilirlik performansının yüksek olması, işletmelerin marka itibarını güçlendirir, riskleri azaltır ve uzun vadeli değer yaratır. Örneğin, Unilever’in Sürdürülebilir Yaşam Planı %70 daha yüksek yatırım getirisi sağlamış, Google’ın karbon nötrlük hedefi ise marka itibarını güçlendirmiştir.
Sürdürülebilirlik performansını değerlendirme ölçekleri, ESG hedeflerinin ölçülmesini ve karşılaştırılmasını kolaylaştırır. Bu ölçekler, işletmelerin kendi performanslarını sektör ortalamaları ve rakipleriyle karşılaştırmalarına imkan tanır. ESG performansının şeffaf bir şekilde raporlanması, paydaşların güvenini kazanmada ve sorumlu yatırımcıları çekmede önemli bir rol oynar. ESG, sadece bir uyum meselesi olmaktan çıkmış, stratejik bir rekabet avantajı kaynağı haline gelmiştir. İşletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları, sadece çevresel ve sosyal faydalar sağlamakla kalmaz, aynı zamanda finansal performanslarını da olumlu yönde etkiler.
1.4. Ampirik Bulgular ve Uygulama Örnekleri
Ampirik çalışmalar, ESG entegrasyonunun uzun vadeli sürdürülebilirlik ve organizasyonel değeri artırdığını açıkça göstermektedir. İşletmelerin çevresel, sosyal ve yönetişim faktörlerine odaklanması, sadece etik bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik bir gerekliliktir. Örneğin, çevresel maliyet analizleri, işletmelerin maliyet azaltımı ve verimlilik artışı yoluyla rekabet gücünü desteklediğini ortaya koymuştur. Atık yönetimi, enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması gibi çevresel uygulamalar, işletmelere doğrudan maliyet avantajları sağlayabilir.
Sürdürülebilirlik performans ölçekleri, çevresel ve sosyal etkilerin standart ölçümünü sağlayarak karşılaştırılabilirliği artırır. Bu sayede, işletmeler kendi sürdürülebilirlik performanslarını sektördeki diğer oyuncularla kıyaslayabilir ve iyileştirme alanlarını belirleyebilir. Ayrıca, bu ölçekler, yatırımcıların ve diğer paydaşların işletmelerin sürdürülebilirlik performansını daha objektif bir şekilde değerlendirmelerine yardımcı olur. Başarılı ESG entegrasyonu örnekleri arasında, yenilenebilir enerjiye yatırım yapan, tedarik zincirinde etik standartları uygulayan ve çalışan refahına odaklanan şirketler yer almaktadır. Bu şirketler, sadece finansal olarak başarılı olmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumda ve çevrede olumlu bir etki yaratmışlardır.
1.5. Teknolojik Gelişmelerin Rolü ve Gelecek Trendler
2025 yılı itibarıyla, yapay zeka (YZ), makine öğrenimi ve büyük veri analitiği gibi teknolojik gelişmeler, ESG verilerinin toplanmasını, analizini ve raporlanmasını kolaylaştırarak işletmelerin rekabet gücünü artırmaktadır. YZ destekli algoritmalar, müşteri duyarlılığı analizi ve rakip analizinde yüksek doğruluk sağlayarak işletmelerin daha bilinçli stratejik kararlar almasına yardımcı olur. İş zekası araçları (Power BI, Tableau gibi), gerçek zamanlı veri görselleştirme ve performans izleme imkanı sunarak yöneticilerin ESG performansını anlık olarak takip etmelerini sağlar.
Gelecek trendler, bu teknolojik entegrasyonun daha da derinleşeceğini göstermektedir. Nesnelerin İnterneti (IoT), çevresel etkilerin (örn. enerji tüketimi, su kullanımı) daha hassas bir şekilde izlenmesini sağlayabilirken, blockchain teknolojisi tedarik zinciri şeffaflığını ve etik kaynak kullanımını garanti altına alabilir. Bu teknolojiler, işletmelerin ESG performansını daha doğru ve güvenilir bir şekilde ölçmelerine, raporlamalarına ve optimize etmelerine olanak tanıyacaktır. Ayrıca, yapay zeka ve makine öğrenimi, ESG göstergeleri arasındaki karmaşık nedensellik ilişkilerini modelleyerek, işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları için daha etkili stratejiler geliştirmelerine yardımcı olacaktır.
2. Yöntem
2.1. Araştırma Modeli: ESG Entegre BSC Tabanlı Akış Diyagramı
Bu çalışma, ESG entegre Balanced Scorecard (BSC) tabanlı bir akış diyagramı modeli kullanmaktadır. Model, BSC’nin dört temel perspektifini (finansal, müşteri, iç süreçler ve öğrenme-gelişim) ESG kriterleriyle ilişkilendirerek işletmelerin rekabet gücünü çok boyutlu bir şekilde değerlendirir. Araştırma modeli, tasarım odaklı bir yaklaşımla geliştirilmiştir; teorik çerçeve kapsamlı bir literatür taramasıyla oluşturulmuş, pratik uygulama ise vaka analizleri ve veri analitiğiyle desteklenmiştir. Bu yaklaşım, hem teorik sağlamlığı hem de pratik uygulanabilirliği bir araya getirerek işletmelere somut bir rehber sunmayı amaçlamaktadır.
2.2. Veri Toplama Yöntemi
Çalışmada hem ikincil hem de birincil veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. İkincil veriler; entegrasyon raporları, sürdürülebilirlik raporları ve kurumsal web siteleri gibi kamuya açık kaynaklardan elde edilmiştir. Bu veriler, işletmelerin mevcut ESG performansları ve sürdürülebilirlik stratejileri hakkında genel bir bakış sağlamıştır. Birincil veriler ise, uzman görüşleri ve odak grup çalışmaları aracılığıyla toplanmıştır. Bu yöntemler, modelin geliştirilmesi ve doğrulanması için kritik öneme sahip derinlemesine niteliksel bilgiler sunmuştur. Pilot uygulama için Türkiye’de orta ölçekli bir üretim işletmesinin ESG-BSC verileri analiz edilmiştir. Bu pilot uygulama, modelin gerçek dünya koşullarındaki etkinliğini test etmek için kullanılmıştır.
2.3. Ölçüm Aracı ve Göstergeler
Önerilen akış diyagramı, BSC perspektifleri için özel olarak belirlenmiş ESG metriklerini kullanır. Bu metrikler, işletmelerin sürdürülebilirlik performansını ölçmek ve stratejik hedeflerle uyumunu değerlendirmek için tasarlanmıştır:
- Finansal Perspektif:
- Karbon vergisi giderleri: İşletmenin karbon emisyonlarından kaynaklanan maliyetleri gösterir ve çevresel düzenlemelere uyumu yansıtır.
- Sürdürülebilir yatırım oranı: İşletmenin çevresel ve sosyal açıdan sorumlu projelere yaptığı yatırımların toplam yatırımlara oranını ifade eder.
- Yeşil finansman kullanımı: İşletmenin çevresel projeler için elde ettiği veya kullandığı finansman kaynaklarını gösterir.
- Müşteri Perspektifi:
- Sürdürülebilir ürün satış oranı: İşletmenin sürdürülebilir özelliklere sahip ürünlerinin toplam satışlara oranını gösterir.
- Müşteri sürdürülebilirlik memnuniyet skoru: Müşterilerin işletmenin sürdürülebilirlik çabalarına yönelik memnuniyet düzeyini ölçer.
- İç Süreçler Perspektifi:
- Atık geri dönüşüm oranı: Üretim süreçlerinde oluşan atıkların ne kadarının geri dönüştürüldüğünü gösterir, çevresel sorumluluğu yansıtır.
- Enerji verimliliği endeksi: İşletmenin enerji kullanımındaki verimliliğini ölçer ve çevresel etkiyi azaltma çabalarını gösterir.
- Etik tedarikçi oranı: İşletmenin etik ve sürdürülebilir ilkeleri benimsemiş tedarikçilerle çalışma oranını gösterir.
- Öğrenme-Gelişim Perspektifi:
- ESG eğitim saati/çalışan: Çalışan başına düşen ESG ile ilgili eğitim saatini ifade eder, kurumsal bilgi ve farkındalık düzeyini gösterir.
- İnovasyon odaklı patent sayısı: Sürdürülebilirlik ve ESG ile ilgili alanlarda geliştirilen yeni teknolojilerin veya süreçlerin patent sayısını gösterir.
Bu göstergeler, işletmelerin her bir BSC perspektifi altında sürdürülebilirlik performanslarını somut bir şekilde ölçmelerini sağlar.
2.4. Analiz Tekniği
Veriler, çok kriterli karar verme (MCDM) yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Özellikle Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) ve TOPSIS gibi yöntemler, karmaşık kararların verilmesinde ve kriterler arasındaki önceliklendirmelerin belirlenmesinde etkili olmuştur. AHP, karar vericinin yargılarına dayanarak kriterler ve alternatifler arasında hiyerarşik bir yapı oluşturulmasına olanak tanırken, TOPSIS, ideal ve negatif ideal çözümlere olan uzaklıklara göre sıralama yaparak alternatiflerin performansını değerlendirir.
Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA) modeli, çevresel maliyetlerin detaylı analizini sağlamıştır. RCA, ürün veya hizmetlerin üretiminde tüketilen kaynakların maliyetini doğrudan ölçerek, işletmelerin çevresel etkilerinden kaynaklanan maliyetleri şeffaf bir şekilde belirlemesine yardımcı olmuştur. Bu sayede, işletmelerin enerji tüketimi, atık yönetimi ve su kullanımı gibi alanlardaki çevresel maliyet merkezleri net bir şekilde ortaya konmuştur. İşletme performansı, sektör ortalamaları ve rakiplerle karşılaştırılarak rekabet avantajı ve iyileştirme alanları belirlenmiştir. Bu karşılaştırmalı analiz, işletmelerin konumunu daha iyi anlamalarına ve stratejik olarak konumlanmalarına yardımcı olmuştur.
2.5. Akış Diyagramı Tasarımı
Önerilen akış diyagramı, işletmelerin ESG entegrasyonlu BSC performansını sistematik bir şekilde ölçmelerini sağlayacak aşağıdaki adımları içerir:
- Kapsam Tanımlama: Bu adımda, işletmenin stratejik öncelikleri doğrultusunda ESG ve sürdürülebilirlik hedefleri belirlenir. Bu hedefler, işletmenin genel misyonu ve vizyonu ile uyumlu olmalıdır. Örneğin, karbon emisyonlarını %X oranında azaltma veya çalışan memnuniyetini %Y oranında artırma gibi spesifik ve ölçülebilir hedefler belirlenir.
- KPI Seçimi: BSC’nin dört perspektifi için anahtar performans göstergeleri (KPI’lar) tanımlanır. Bu KPI’lar, finansal (örn. ROI – Yatırım Getirisi), müşteri (örn. NPS – Net Tavsiye Skoru), iç süreçler (örn. karbon emisyonu azaltım oranı) ve öğrenme-gelişim (örn. ESG eğitim saati) gibi çeşitli alanları kapsar. KPI’lar, belirlenen ESG hedefleriyle doğrudan ilişkili olmalı ve ölçülebilir nitelikte olmalıdır.
- Veri Toplama: Gerekli veriler, hem iç kaynaklardan (örn. Kurumsal Kaynak Planlama – ERP sistemleri, Müşteri İlişkileri Yönetimi – CRM sistemleri) hem de dış kaynaklardan (örn. Küresel Raporlama Girişimi – GRI standartları, Sürdürülebilirlik Muhasebesi Standartları Kurulu – SASB, X platformu analitiği) toplanır. Veri toplama süreci, doğru ve güncel bilgilerin elde edilmesini sağlamak için titizlikle yürütülmelidir.
- Analiz: Toplanan veriler, belirlenen KPI’lar ve Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA) modeli doğrultusunda analiz edilir. Bu analiz, çevresel maliyetlerin şeffaf bir şekilde belirlenmesi, enerji tüketimi ve atık yönetimi maliyetlerinin izlenmesi gibi konuları kapsar. Ayrıca, veri analitiği araçları kullanılarak ESG göstergeleri arasındaki ilişkiler ve performans eğilimleri belirlenir.
- Raporlama: Analiz sonuçları, BSC tablosu ve çeşitli görselleştirme araçları (grafikler, tablolar, gösterge panelleri) kullanılarak sunulur. Bu raporlama, paydaşların işletmenin sürdürülebilirlik performansını kolayca anlamalarını sağlar ve stratejik karar alma süreçlerini destekler.
- İzleme: Performans, Power BI gibi iş zekası araçları ve dashboard’lar aracılığıyla gerçek zamanlı olarak takip edilir. Bu sürekli izleme, işletmelerin stratejik hedeflerine ulaşma yolundaki ilerlemeyi değerlendirmelerine ve gerektiğinde düzeltici eylemlerde bulunmalarına olanak tanır. Akış diyagramı, sürekli iyileştirme döngüsünü destekleyerek işletmelerin sürdürülebilirlik performanslarını optimize etmelerini sağlar.
2.6. Ölçüm Modeli ve Kurumsal Raporlama Döngüsünün Entegrasyonu
Geliştirilen ESG entegre BSC modeli ile elde edilen sürdürülebilirlik performans ölçütleri, Şekil 1’de sunulan Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporu Oluşturma Döngüsü ile bütünleşik bir şekilde çalışır. Bu entegrasyon, ölçüm sonuçlarının sadece stratejik kararlara değil, aynı zamanda kurumsal yönetişim ve paydaş iletişimi süreçlerine de doğrudan girdi sağlamasını güvence altına alır.
Şekil 1: Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporu Oluşturma Döngüsü
Aşağıdaki tabloda, Şekil 1’deki döngü ve temel yönetim sistemleri özetlenmiştir:
| Rapor Döngüsü (Mayıs–Nisan) | Faaliyetler |
| Mayıs | Bir sonraki rapor için strateji ve taslak oluşturma (BSC hedefleri tanımlanır) |
| Haziran–Ağustos | Güvence alma, EGO’dan genel bakış elde etme, veri toplama, rapor yazımı (ESG-BSC metrikleri veri girdisi olarak kullanılır) |
| Eylül–Ekim | Tasarım ve kalite kontrol, Yönetim Kurulu ve Üst Yönetim incelemesi |
| Kasım | Sürdürülebilirlik Raporunun tamamlanması |
| Aralık–Nisan | Bir sonraki rapor için strateji ve taslak oluşturma |
| Rapor Yönetimi | Gözden geçirme, sürekli güncellemeler ve tam yanıtlar |
| Paydaş Katılımı | Paydaşlarla etkileşim, sürekli güncellemeler ve tam yanıtlar |
| Yönetim Sistemleri (IMS) | Kalite, Çevre, İş Sağlığı & Güvenliği, Kurumsal Risk Yönetimi Sistemleri (Sürekli) |
Bu döngü, ölçüm modelinden çıkan performans verilerinin:
- Rapor Yönetimi sürecinde sürekli Gözden Geçirme ve Sürekli Güncelleme için kullanılmasını,
- Eylül–Ekim aylarında Yönetim Kurulu ve Üst Yönetim İncelemesi aşamasında stratejik kararların alınmasını sağlamaktadır.
2.7. ESG, RCA ve Sürdürülebilirlik Entegrasyonu
Bu çalışmada, ESG metrikleri özellikle öğrenme-gelişim perspektifine entegre edilerek işletmelerin sosyal ve çevresel sorumluluk kapasiteleri değerlendirilmiştir. Bu entegrasyon, işletmelerin sadece mevcut performanslarını değil, aynı zamanda gelecekteki sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma potansiyellerini de anlamalarını sağlar. Çalışanlara verilen ESG eğitimleri, inovasyon odaklı patentler ve sürdürülebilirlik kültürü, öğrenme-gelişim perspektifinin önemli bileşenleridir.
Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA), çevresel maliyetlerin şeffaf bir şekilde analizini sağlayarak sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynar. RCA, işletmelerin enerji tüketimi, su kullanımı, atık üretimi gibi çevresel faktörlerden kaynaklanan gizli maliyetleri belirlemesine yardımcı olur. Bu sayede, işletmeler çevresel performanslarını iyileştirerek maliyet avantajı elde edebilirler.
Sürdürülebilirlik performans ölçekleri, standart ölçüm ve karşılaştırmayı destekleyerek işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmadaki ilerlemelerini objektif bir şekilde değerlendirmelerini sağlar. Bu ölçekler, işletmelerin çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performanslarını ulusal ve uluslararası standartlarla karşılaştırmalarına olanak tanır. Bu üç bileşenin (ESG, RCA, sürdürülebilirlik ölçekleri) entegrasyonu, işletmelerin rekabet gücünü artıracak bütüncül bir sürdürülebilirlik yönetim sistemi oluşturmayı hedefler.
3. Bulgular ve Tartışma
3.1. Akış Diyagramı Sonuçları ve Etkileşimler
Geliştirilen akış diyagramı, ESG metriklerinin BSC perspektifleriyle olan karmaşık etkileşimlerini görsel olarak başarılı bir şekilde ortaya koymuştur. Bu görselleştirme, işletmelerin stratejik hedefler ile operasyonel performans arasındaki bağlantıları daha net anlamalarına yardımcı olmuştur. Özellikle finansal perspektifte, yeşil finansman kullanımı ile karbon vergisi optimizasyonu arasında güçlü ve pozitif bir korelasyon tespit edilmiştir. Bu bulgu, çevresel açıdan sorumlu finansal stratejilerin, işletmelerin maliyetlerini düşürme ve finansal verimliliği artırma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Örneğin, yenilenebilir enerji yatırımlarına yapılan harcamalar, uzun vadede karbon vergisi yükünü azaltarak işletmelerin rekabet gücünü artırabilir. Akış diyagramı, bu tür nedensellik ilişkilerini açıkça göstererek yöneticilerin daha bilinçli kararlar almasına olanak tanımıştır.
3.2. ESG-BSC Entegrasyonunun Rekabet Gücüne Etkisi
ESG entegrasyonu, işletmelerin içsel verimliliğini ve dış paydaş güvenini önemli ölçüde artırdığı gözlemlenmiştir. İşletmelerin çevresel ve sosyal sorumluluklarına odaklanması, çalışan bağlılığını güçlendirmiş ve yetenek çekme konusunda avantaj sağlamıştır. Çalışanların sürdürülebilirlik hedeflerine katılımı, iç süreçlerde iyileşmelere ve inovasyona yol açmıştır. Ayrıca, çevresel performansın yüksek olduğu alanlarda müşteri memnuniyetinde ve çalışan bağlılığında pozitif bir etki görülmüştür. Müşteriler, sürdürülebilir ürün ve hizmet sunan işletmelere daha fazla güven duymakta ve tercih etmektedirler. Bu durum, marka itibarını güçlendirerek pazarda rekabet avantajı yaratmıştır. ESG entegrasyonu, işletmelerin uzun vadeli sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmeleri için kritik bir faktör haline gelmiştir. Bu bulgularımız, Kearney’in (2024) belirlediği dört temel finansal katma değer ölçütü ile de tam uyumludur: Operasyonel Maliyet Tasarrufu (İç Süreçler), Gelir Artışı (Müşteri Perspektifi) ve Sermaye Çekme (Finansal Perspektif). Dolayısıyla, önerilen BSC çerçevesi, sürdürülebilirliği finansal getiri, risk ve dayanıklılık diline çevirme konusunda stratejik bir araç görevi görmektedir. ESG entegrasyonu, işletmelerin uzun vadeli sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmeleri için kritik bir faktör haline gelmiştir.
Şekil 2: Sürdürülebilirlik İçin İş Vakası
Şekil 2: Sürdürülebilirlik İçin İş Vakası görseli, sürdürülebilirliğin kurumsal performans üzerindeki çok boyutlu ve olumlu etkisini sistematik bir şekilde göstermektedir. Bu diyagram, sürdürülebilirliğin artık sadece bir “uyum” (compliance) maliyeti değil, aynı zamanda beş ana alanda (Maliyetler, Riskler, Marka, Yetenek ve İnovasyon/Büyüme) ölçülebilir iş değeri (value) yaratan stratejik bir kaldıraç olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Görseldeki bu beş değer alanı, Kaplan ve Norton’ın Balanced Scorecard (BSC) perspektifleriyle doğrudan bir ilişki kurmaktadır:
i-Maliyetler ve Riskler Alanı: Bu alanlar, büyük ölçüde BSC’nin İç Süreçler Perspektifi ve Finansal Perspektifi ile ilişkilidir.
- Maliyetler: Karbon limitleri (uyumluluk maliyetleri) ve Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA) ile hedeflenen operasyonel tasarruflar.
- Riskler: Dava açma ve itibar risklerinin azaltılması, çevresel risklere karşı dayanıklılık sağlanması.
ii-Marka ve Yetenek Alanı: Bu, BSC’nin Müşteri Perspektifi ve Öğrenme-Gelişim Perspektifi ile güçlü bir şekilde örtüşür.
- Marka: Marka korunması, müşteri sürdürülebilirlik memnuniyeti skoru (Müşteri Perspektifi).
- Yetenek: Yetenek çekme ve tutma (Öğrenme-Gelişim Perspektifi).
ii-İnovasyon/Büyüme Alanı (İç Süreçler ve Finans):
- İnovasyon: Yeni ürünler ve üretkenlik (Üretkenlik/Üretkenlik, İç Süreçler) ile sürdürülebilirliğe dayalı gelir artışı (Finans).
- Finans: ESG yatırımları, yeşil finansman ve etki/hükümet fonları (Finansal Perspektif).
Dolayısıyla, bu diyagramda sunulan “Sürdürülebilirliğin Sunduğu Değer” döngüsü, çalışmamızın önerdiği ESG entegre BSC çerçevesinin sadece bir yönetim aracı olmadığını, aynı zamanda somut rekabet avantajları (Kaynak: Kearney, 2024) yarattığını göstermektedir. Bu değer alanlarının sistematik olarak ölçülmesi, işletmelerin sürdürülebilir rekabet gücünü maksimize etmede kritik rol oynamaktadır.
3.3. Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA) ve Çevresel Maliyet Analizi Bulguları
Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA) uygulaması, işletmelerin enerji tüketimi ve atık yönetimi maliyetlerini şeffaflaştırarak çevresel maliyet merkezlerinin oluşturulmasına olanak tanımıştır. Bu detaylı analiz, işletmelerin hangi süreçlerde ne kadar çevresel maliyetle karşı karşıya kaldıklarını net bir şekilde görmelerini sağlamıştır. Örneğin, belirli bir üretim hattındaki enerji tüketimi veya atık miktarı, RCA sayesinde spesifik olarak belirlenebilmiştir. Bu şeffaflık, sürdürülebilirlik odaklı stratejik karar almayı kolaylaştırmıştır. İşletmeler, RCA’dan elde ettikleri verilerle, enerji verimliliğini artırmaya yönelik yatırımlar yapabilir, atık azaltma stratejileri geliştirebilir ve çevresel etkilerini minimize etme konusunda daha bilinçli adımlar atabilirler. RCA, sadece maliyetlerin belirlenmesini değil, aynı zamanda çevresel performansın iyileştirilmesi için potansiyel fırsatların da ortaya çıkarılmasını sağlamıştır.
3.4. Teknoloji Tabanlı Ölçüm Sisteminin Avantajları
Çalışmanın bulguları, teknoloji tabanlı ölçüm sistemlerinin, özellikle yapay zeka (YZ) ve makine öğrenimi uygulamalarının, ESG performans takibini ve analizini kökten değiştirdiğini göstermektedir. Yapay zeka tabanlı veri analizi, ESG performans takibini gerçek zamanlı hale getirmiştir. Bu sayede, işletmeler anlık olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performanslarındaki değişimleri izleyebilir ve hızla tepki verebilirler. Makine öğrenmesi algoritmaları, ESG göstergeleri arasındaki karmaşık nedensellik ilişkilerini modelleyerek, yöneticilerin daha derinlemesine içgörüler elde etmesini sağlamıştır. Örneğin, belirli bir sosyal sorumluluk projesinin çalışan bağlılığı üzerindeki etkisi veya bir çevresel yatırımın finansal getiriye olan katkısı, makine öğrenmesi sayesinde daha doğru bir şekilde tahmin edilebilir. Power BI gibi iş zekası dashboard’ları, anlık performans izlemeyi ve veri görselleştirmeyi destekleyerek, karmaşık ESG verilerinin kolayca anlaşılmasını sağlamıştır. Bu teknolojik avantajlar, işletmelerin ESG performansını daha etkin bir şekilde yönetmelerine ve rekabet güçlerini artırmalarına olanak tanımıştır.
3.5. Sınırlamalar ve Gelecek Araştırmalar İçin Çıkarımlar
Bu çalışma, değerli bulgular sunmakla birlikte bazı sınırlamalara sahiptir. Öncelikle, küçük ölçekli işletmelerde kaynak kısıtlamaları, önerilen akış diyagramının uygulanmasını zorlaştırabilir. KOBİ’lerin, büyük işletmelere kıyasla YZ ve veri analitiği araçlarına erişiminin ve bunları kullanma kapasitelerinin daha sınırlı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. İkinci olarak, ESG verilerinin standartlaştırılmasındaki mevcut eksiklikler, farklı işletmeler ve sektörler arasındaki karşılaştırılabilirliği sınırlamaktadır. Bu durum, benchmarking çalışmalarını ve sektör genelindeki performans değerlendirmelerini güçleştirmektedir. Son olarak, çalışma yalnızca bir işletmenin pilot verileriyle sınırlıdır. Bu, bulguların genellenebilirliğini kısıtlamaktadır.
Gelecek araştırmalar, bu sınırlamaları ele alarak modelin genellenebilirliğini ve uygulanabilirliğini artırmayı hedeflemelidir. Sektörel karşılaştırmalı analizler, farklı sektörlerdeki ESG uygulamalarının ve performanslarının incelenmesiyle modelin uyarlanabilirliğini test edebilir. Ayrıca, farklı ülkelerdeki ESG uygulamaları ve düzenlemeleri bağlamında modelin etkinliği değerlendirilmelidir. Yapay zeka, makine öğrenimi ve blockchain entegrasyonunun derinlemesine araştırılması, ESG veri yönetimi, şeffaflık ve performans izleme konularında yeni ufuklar açabilir. Bu teknolojilerin, özellikle tedarik zinciri şeffaflığı ve çevresel etki takibindeki potansiyelleri, gelecek araştırmalar için önemli bir odak noktası olabilir.
3.6. Gelecek Trendler ve Teknolojik Entegrasyon
2025 yılına doğru, yapay zeka (YZ) ve makine öğrenimi, ESG verilerinin analizini ve raporlamasını otomatikleştirerek işletmelerin rekabet gücünü daha da artıracaktır. Bu otomasyon, insan hatalarını azaltacak ve veri analiz süreçlerini hızlandıracaktır. Nesnelerin İnterneti (IoT) ve blockchain teknolojisi, çevresel etkilerin izlenmesinde ve tedarik zinciri şeffaflığında devrim niteliğinde yenilikler sunabilir. IoT sensörleri, enerji tüketimi, su kullanımı ve atık oluşumu gibi çevresel parametreleri gerçek zamanlı olarak takip edebilirken, blockchain teknolojisi tedarik zinciri boyunca ürünlerin ve kaynakların izlenebilirliğini sağlayarak etik ve sürdürülebilir kaynak kullanımını garanti altına alabilir. Bu teknolojik entegrasyonlar, işletmelerin ESG performanslarını daha doğru, şeffaf ve verimli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyarak, sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmelerinde kilit bir rol oynayacaktır.
Sonuç ve Öneriler
- Sonuç
Bu çalışma, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) kriterlerinin Balanced Scorecard (BSC) çerçevesine entegre edilmesiyle işletmelerin rekabet gücünün çok boyutlu olarak ölçülebileceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Geliştirilen akış diyagramı yaklaşımı, sürdürülebilirlik perspektifini stratejik planlamaya entegre ederek, işletmelerin 2025 ve ötesindeki sürdürülebilirlik trendleriyle uyumlu bir performans yönetimi sistemi oluşturmalarını sağlamıştır. ESG entegrasyonunun, finansal performansın yanı sıra müşteri memnuniyeti, çalışan bağlılığı, iç süreç verimliliği ve inovasyon kapasitesi gibi kritik alanlarda da pozitif etkileri olduğu görülmüştür. Kaynak Tüketim Muhabiliteti (RCA) ve teknoloji tabanlı ölçüm sistemlerinin entegrasyonu, işletmelerin çevresel maliyetleri daha şeffaf bir şekilde yönetmelerine ve gerçek zamanlı performans takibi yapmalarına olanak tanımıştır.
- Teorik Katkılar
Bu çalışma, Balanced Scorecard (BSC) teorisine, ESG kriterlerinin stratejik yönetim sürecine entegrasyonuyla güncel ve önemli bir katkı sağlamaktadır. Geleneksel BSC modelleri genellikle finansal ve finansal olmayan performans göstergelerine odaklanırken, bu çalışma ESG faktörlerini BSC’nin dört perspektifiyle ilişkilendirerek sürdürülebilirlik boyutunu bütüncül bir şekilde ele almıştır. Ayrıca, Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA) ve çevresel maliyet analizinin stratejik yönetimle ilişkilendirilmesi, literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bu entegrasyon, işletmelerin çevresel etkilerini sadece bir maliyet unsuru olarak değil, aynı zamanda rekabet avantajı ve stratejik fırsat kaynağı olarak görmelerine olanak tanımıştır. Çalışma, sürdürülebilirlik performansı ölçümünde çok boyutlu bir bakış açısı sunarak, gelecek teorik araştırmalara zemin hazırlamaktadır.
- Pratik Öneriler
Bu çalışmanın bulguları ve analizi doğrultusunda, işletmelerin sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmeleri ve ESG hedeflerine ulaşmaları için aşağıdaki pratik öneriler sunulmaktadır:
i-ESG Göstergelerinin KPI Sistemlerine Entegrasyonu: İşletmeler, kurumsal performans göstergeleri (KPI) sistemlerine çevresel, sosyal ve yönetişim göstergelerini etkin bir şekilde entegre etmelidir. Bu, sürdürülebilirlik hedeflerinin operasyonel düzeyde izlenmesini ve değerlendirilmesini sağlayacaktır.
ii–RCA’nın Çevresel Maliyet Analizinde Standart Bir Araç Olarak Benimsenmesi: Kaynak Tüketim Muhasebesi (RCA), işletmelerin çevresel maliyetlerini şeffaf ve detaylı bir şekilde analiz etmeleri için standart bir araç olarak benimsenmelidir. Bu, maliyet azaltma fırsatlarını belirlemeye ve çevresel verimliliği artırmaya yardımcı olacaktır.
iii-Yapay Zeka Destekli Karar Sistemlerinin Güçlendirilmesi: İşletmeler, ESG verilerinin toplanması, analizi ve raporlanması süreçlerinde yapay zeka (YZ) destekli karar sistemlerini daha fazla kullanmalıdır. YZ, karmaşık veri kümelerini işleyerek daha doğru tahminler yapabilir ve stratejik içgörüler sunabilir.
iv-BSC Tabanlı ESG Entegrasyonunun Yaygınlaştırılması: Balanced Scorecard (BSC) tabanlı ESG entegrasyonu, işletmelerin sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir şekilde yönetmeleri için yaygınlaştırılmalıdır. Bu yaklaşım, stratejik hedefler ile operasyonel performans arasında güçlü bir bağlantı kurar.
v-SASB ve GRI Standartlarına Uyum: İşletmeler, Sürdürülebilirlik Muhasebesi Standartları Kurulu (SASB) ve Küresel Raporlama Girişimi (GRI) gibi uluslararası sürdürülebilirlik raporlama standartlarına uyum sağlamalıdır. Bu, şeffaflığı artıracak ve paydaşların güvenini kazanmaya yardımcı olacaktır.
vi-Sürekli Eğitim ve Farkındalık Programları: Çalışanların ESG konularında bilgi ve farkındalık düzeyini artırmak için sürekli eğitim ve gelişim programları düzenlenmelidir. Bu, kurumsal sürdürülebilirlik kültürünün gelişmesine katkıda bulunacaktır.
- Sınırlılıklar ve Gelecek Araştırmalar
Bu çalışma, tek bir işletmenin pilot verileriyle sınırlı olup, bulguların genellenebilirliği konusunda dikkatli olunması gerekmektedir. Gelecek araştırmalar, bu sınırlılığı aşarak, modelin farklı sektörlerde ve coğrafyalarda (örn. farklı ülkelerdeki ESG uygulamaları) test edilmesiyle genellenebilirliğini artırabilir. Özellikle, sektörel karşılaştırmalı analizler, modelin farklı iş modelleri ve pazar dinamiklerine uyumunu değerlendirmek için değerli bilgiler sunacaktır.
Ayrıca, yapay zeka, makine öğrenimi ve blockchain teknolojilerinin ESG entegre BSC yaklaşımına daha derinlemesine nasıl entegre edilebileceği araştırılmalıdır. Örneğin, blockchain tabanlı sürdürülebilirlik raporlama platformlarının geliştirilmesi veya YZ destekli risk analizi modellerinin ESG karar alma süreçlerine dahil edilmesi gibi konular, gelecek araştırmalar için önemli potansiyel taşımaktadır. Bu tür çalışmalar, işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarında teknolojik yeniliklerin rolünü daha da derinleştirecektir.
Kaynakça
Anis, A., & Shauki, E. R. (2023). Analyzing impact of ESG principles on performance: A perspective from sustainability balanced scorecard. Jurnal Akuntansi dan Keuangan Indonesia, 21(1), 1–20. https://doi.org/10.21002/jaki.v21i1.5
Barney, J. B. (1991). Firm resources and sustained competitive advantage. Journal of Management, 17(1), 99–120. https://doi.org/10.1177/014920639101700108
Bloomberg. (2023). ESG trends in global markets. Bloomberg Press.
Dayal, B. (2023). ESG metrics and the balanced scorecard: A new paradigm for performance assessment. LinkedIn. https://www.linkedin.com/pulse/esg-metrics-balanced-scorecard-new-paradigm-assessment-bipin-dayal
Eccles, R. G., & Stroehle, J. C. (2018). Exploring social origins in the construction of ESG measures. Journal of Business Ethics, 152(1), 12–25. https://doi.org/10.1007/s10551-018-3799-2
Elmacı, O. (2014). A model proposal concerning balance scorecard (BSC) application integrated with resource consumption accounting (RCA) in enterprise performance management. International Journal of Organizational Leadership, 3(2), 77–92. https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3329781
Elmacı, O., Altunal, I., Tutkavul, K., & Karaş, G. (2016). Analysis of environmental costs in the context of achieving sustainable advantage and resource-based costing model proposal of reporting environmental costs: Balanced scorecard (BSC). International Journal of Organizational Leadership, 5(3), 254–269. https://portal.dpu.edu.tr/orhan.elmaci/yayin
Kaplan, R. S. (2021). Reimagining the balanced scorecard for the ESG era. Harvard Business Review. https://hbr.org/2021/02/reimagining-the-balanced-scorecard-for-the-esg-era
Kaplan, R. S., & Norton, D. P. (1992). The balanced scorecard: Measures that drive performance. Harvard Business Review, 70(1), 71–79.
Kaplan, R. S., & Norton, D. P. (1996). Using the balanced scorecard as a strategic management system. Harvard Business Review, 74(1), 75–85.
Kearney & Abdo, A. V. (2024). Sürdürülebilirlik İş Değerini Nasıl Artırır? Mio, C. (2022). Performance measurement tools for sustainable business: A systematic literature review on the sustainability balanced scorecard use. Corporate Social Responsibility and Environmental Management, 29(2), 2206–2220. https://doi.org/10.1002/csr.22061 …
Mio, C. (2022). Performance measurement tools for sustainable business: A systematic literature review on the sustainability balanced scorecard use. Corporate Social Responsibility and Environmental Management, 29(2), 2206–2220. https://doi.org/10.1002/csr.22061
Porter, M. E. (2008). Competitive strategy: Techniques for analyzing industries and competitors. Free Press.2
Sarı koyuncu Emre, Ş., & Elmacı, O. (2020). Sürdürülebilirlik pe3rformansını değerlendirme ölçeği. In O. Elmacı & A. Dönmez (Eds.), Sürdürülebilirlik Performansını Değerlendirme Ölçeği (pp. 1–168). Nobel Akademik Yayıncılık.
Schwab, K. (2019). The fourth industrial revolution. World Economic Forum.
![]()
