Giriş – Bir tarih dersiyle başlayalım
14 Eylül 2026’da Heavy Lifting’de yayımlanan Robert Eccles yazısı, ICC ile Carbon Measures’ın Teknik Uzman Paneli tarafından hazırlanan Carbon Accounting Landscape Review çalışmasını finansal raporlama standartlarının yaklaşık sekiz yüzyıllık tarihiyle karşılaştırmaktadır (Eccles, 2026; International Chamber of Commerce [ICC] & Carbon Measures, 2026). Vurgu, karbon muhasebesinin teknik ayrıntılarından çok daha derindedir. Bugün “karbona özgü” sandığımız standartlaşma sorunları, muhasebe tarihinin eski problemlerinin yeni bir biçimi olabilir mi?
Cevap rahatsız edici ölçüde tanıdıktır: birden fazla kurum, birden fazla metodoloji, yetki tartışmaları, kapsam farkları, tahsis problemleri, karşılaştırılabilirlik sorunu, doğrulama ve güvence ihtiyacı. Bunların arkasında ise çok daha eski bir soru durur: Hangi ekonomik gerçeklik görünür olacak?
Standartlar yalnızca sayıları düzenlemez; hangi sayıların ekonomik gerçekliğin parçası sayılacağını da belirler. Luca Pacioli’nin 1494’te sistematikleştirdiği çift taraflı kayıt yalnızca teknik bir yenilik değildi; ticareti, krediyi ve riski görünür kılan yeni bir gerçeklik üretme aracıydı (Pacioli, 1494). Standartlar önce pratikten doğdu, sonra kurumlaştı, en sonunda yetki ve güvence mekanizmalarıyla sertleşti. Karbon muhasebesi bu yolun neresindedir? Kurumsal düzeyde hızla ilerlemiştir: Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu’nun (ISSB) IFRS S1 ve IFRS S2 standartları küresel bir taban oluşturmaktadır. Ürün ve ticaret düzeyinde ise ortak bir “defter mirası” hâlâ yoktur. Emisyonun nerede doğduğu, hangi ürüne bağlandığı, ortak üretimlerde nasıl dağıtıldığı ve geri dönüşümde nasıl izlendiği konusunda tek bir sistem bulunmamaktadır.
Bu tarihsel çizgiyi bir Muhasebe Atlası gibi okumak mümkündür: Atlas yalnızca bilinen toprakları değil, henüz çizilmemiş bölgeleri de gösterir. Karbon muhasebesi bu nedenle yeni bir ölçüm problemi olmanın ötesinde, ekonomik gerçekliğin sınırlarının yeniden çizilmesi problemidir. Ancak standartlar tek başına bu çizimi tamamlamaz; fiyat sinyalleri, regülasyon, teknoloji ve siyasi tercihler en az onlar kadar belirleyicidir.
COP31’in 9–20 Kasım 2026’da Antalya’da toplanacağı (United Nations Framework Convention on Climate Change [UNFCCC], 2026) ve AB’nin Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin döneme geçtiği (European Parliament and Council, 2023) düşünüldüğünde mesele Türkiye için daha da kritiktir. Karbon artık maliyet–fiyat–ticaret–rekabet–yatırım–finansman–refah zincirinin içindedir.
Asıl soru yalnızca “Karbonu nasıl ölçeriz?” değildir. Asıl soru şudur: Karbonun ekonomik bedelini kimin defterine yazacağız ve bu yazımın siyasi-rekabet sonuçlarını kim üstlenecek? Yasal hedefe ve somut eyleme dönüşmeyen yeşile boyanmış taahhütler, bu soruyu her COP’ta yeniden ertelemektedir.
Kapsam notu: Bu metin teknik bir uygulama kılavuzu değil, muhasebe felsefesi ve politika ekonomisi perspektifli bir değerlendirmedir. Sayısal veriler ve düzenleyici tarihler yazım tarihi itibarıyla verilmiştir; hızla değişen alanlarda güncel kaynaklara bakılmalıdır.
I. Muhasebe Tarihinden Karbon Muhasebesine: Ölçümden Hesaba
1.1. Ürün karbon ayak izi bir “ölçüm” değil, bir “hesap”tır
Ürün karbon ayak izi fiziksel bir özellik gibi düşünülemez. Ortaya çıkan rakam; faaliyet verileri, emisyon faktörleri, sistem sınırları, veri kalitesi, tedarikçi bilgileri, tahsis yöntemleri ve varsayımlara dayanan bir hesaplama sonucudur (ISO, 2018). ICC ve Carbon Measures’ın çalışmaları, ürün düzeyinde güvenilir ve karşılaştırılabilir karbon bilgisi için mevcut yaklaşımlar arasındaki parçalanmanın aşılması gerektiğini vurgulamaktadır (ICC & Carbon Measures, 2026).
İki üreticinin aynı ürün için farklı karbon yoğunluğu açıklaması, mutlaka birinin yanlış olduğunu göstermez; fark çoğu zaman muhasebe tercihlerinden kaynaklanır. Hesaplama kuralı değiştiğinde sayı, maliyet, fiyat, rekabet gücü ve yatırım kararı da değişebilir. Muhasebe böylece ekonomik davranışın önemli girdilerinden biri olur; fakat tek belirleyicisi değildir.
1.2. Pacioli’nin mirası vardı; karbonun henüz ortak bir defteri yok
Çift taraflı kayıt sisteminin kökleri en azından 13. yüzyıla uzanır. Profesyonel standartlar çok daha sonra ortaya çıkmıştır: önce uygulama, sonra kurum, sonra standartlaşma. Karbon muhasebesi ise bu sıralamayı sıkıştırılmış biçimde yaşamaktadır: kurumsal raporlama standartları (IFRS S2, ESRS) hızla yazılırken, ürün düzeyinde evrensel kabul görmüş bir defter yapısı henüz oluşmamıştır. CBAM’ın yürürlüğe girmesi ve Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi ile yeşil dönüşüm politikaları bu ihtiyacı daha görünür kılmıştır (T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı [SBB], 2026).
1.3. Türkiye’nin çoğul muhasebe sistemi: laboratuvar mı, labirent mi?
Türkiye zaten tek bir muhasebe gerçekliğiyle yaşamamaktadır: TDHP (işlem), VUK (vergisel), TFRS/TMS (finansal), TSRS (sürdürülebilirlik), yönetim muhasebesi ve ürün karbon muhasebesi. Bu çoğulluk teoride bir laboratuvar imkânı sunsa da pratikte, özellikle KOBİ ölçeğindeki firmalar için VUK–TFRS uyumsuzluğu ve TSRS’nin ek yükü “veri kirliliği + yüksek uyum maliyeti + idari felç” riski taşımaktadır. Yönetilebilir yönetişim mekanizmaları kurulursa fırsat doğar; aksi hâlde laboratuvar değil, bürokratik labirent ortaya çıkar. Asıl mesele yeni bir defter açmak değil; karbon bilgisinin mevcut katmanlar arasında nasıl dolaşacağı ve bu dolaşımın maliyetinin kimlere yükleneceğidir.
II. IFRS S1 ve IFRS S2: Küresel Taban, Dar Kapsam
2.1. ISSB standartları ne getirdi?
ISSB, Haziran 2023’te IFRS S1 (Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Gereklilikler) ve IFRS S2 (İklimle İlgili Açıklamalar) standartlarını yayımlamıştır (IFRS Foundation, 2023a, 2023b). Yapı şöyle özetlenebilir:
- IFRS S1, sürdürülebilirlikle ilgili risk ve fırsatlara ilişkin bilginin dört unsur (yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler) üzerinden açıklanmasını ister. Bilgi, finansal tablolarla aynı raporlama dönemi ve aynı raporlayan işletme için sunulur; böylece finansal tablolarla bağlantılılık hedeflenir.
- IFRS S2, iklimle ilgili fiziksel ve geçiş risklerini ve fırsatlarını kapsar. İklim senaryo analizi ve iklim dayanıklılığı, işletmenin kullandığı dâhilî karbon fiyatı, iklim hedefleri ve sektör bazlı metrikler ile birlikte Kapsam 1, 2 ve 3 sera gazı emisyonlarının açıklanmasını gerektirir. Emisyon ölçümü, kural olarak GHG Protocol Corporate Standard’a (2004) dayanır.
2.2. Katkıları
Bu standartların üç önemli katkısı vardır. Birincisi, parçalı gönüllü çerçeveleri (TCFD, SASB, CDSB vb.) tek bir küresel taban altında toplamıştır. İkincisi, iklim bilgisini yönetim raporundan finansal raporlamanın mantığına taşımıştır: iklim riski artık nakit akışı, sermaye erişimi ve sermaye maliyeti ile ilişkilendirilebilir bir bilgidir. Üçüncüsü, standart kuran kurumlar ve yatırımcılar için ortak bir dil ve karşılaştırılabilirlik zemini yaratmıştır. Türkiye’de KGK’nın, ISSB standartlarıyla uyumlu TSRS 1 ve TSRS 2’yi 29 Aralık 2023’te yayımlaması (Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu [KGK], 2023) ve kapsam eşiklerini 13 Ocak 2026 tarihli Kurul Kararı ile güncellemesi (KGK, 2026a), bu tabanın Türkiye’deki karşılığıdır.
2.3. Eleştiriler ve sınırlar
Bu katkılar, aşağıdaki yapısal sınırlarla birlikte okunmalıdır:
- Finansal önemlilik (tek yönlü önemlilik). IFRS S1’in temel kullanıcısı yatırımcı ve kreditördür; standart, iklim etkisini esas olarak işletme değerine yansıması ölçüsünde görünür kılar. Şirketin çevreye ve topluma verdiği zararın, işletme değerini henüz etkilemediği sürece raporlanmayabileceği eleştirisi bu yüzdendir. AB’nin ESRS yaklaşımındaki çifte önemlilik ile fark, bu tartışmanın merkezindedir.
- Kurum düzeyi, ürün düzeyi değil. IFRS S2 işletmenin envanterini raporlatır; ürün düzeyinde karbon yoğunluğunu ya da CBAM’ın istediği gömülü emisyon hesabını doğrudan vermez. Aynı işletme için üç farklı “karbon sayısı” aynı anda var olabilir (aşağıdaki tablo).
- Ölçüm serbestisi. GHG Protocol; konsolidasyon yaklaşımı (özkaynak payı, operasyonel kontrol, finansal kontrol), Kapsam 2’de konum bazlı–piyasa bazlı ayrımı ve Kapsam 3 kategorileri gibi alanlarda tercih alanı bırakır. Karşılaştırılabilirlik, standardın varlığından değil, bu tercihlerin şeffaf açıklanmasından ve doğrulanmasından gelir. Kapsam 3 verisi tedarik zincirine bağımlıdır; kalite ve çifte sayım riski yüksektir.
- Uygulama esnekliği ve geri adımlar. ISSB, Aralık 2025’te IFRS S2’ye hedefli değişiklikler yayımlamıştır: finanse edilen emisyonlar için kolaylıklar, yargı yetkisine bağlı ölçüm yöntemleri için muafiyetlerin kapsamının netleştirilmesi ve sektör sınıflandırmasında GICS zorunluluğunun kaldırılması bunların arasındadır; değişiklikler 1 Ocak 2027’de başlayan dönemlerde yürürlüğe girecektir (ISSB, 2025). KGK da TSRS 2’yi 22 Temmuz 2026 tarihli kararıyla bu yönde güncellemiştir (KGK, 2026b). Bu gelişme iki yönlü okunmalıdır: uygulama zorluklarına duyarlılık göstergesidir; aynı zamanda standartların, kullanıcıların direncine ve yargı yetkilerinin taleplerine göre esnediğini gösterir. Yani standart belirleme teknik olduğu kadar siyasidir.
- Bağlayıcılık yetkisi yoktur. ISSB standartları kendiliğinden hukuki yaptırım üretmez; bağlayıcılık ülkelerin benimseme kararlarına ve denetim/güvence altyapısına bağlıdır. Benimseme hızı ve güvence düzeyi ülkeler arasında farklılaştıkça, “küresel taban” yeniden parçalanma riski taşır.
- Kural koyma asimetrisi. Standartların yazıldığı masada ihracatçı gelişmekte olan ülkelerin ağırlığı sınırlıdır. Kurumsal raporlamada ortak dil, gelişmekte olan ülkeler için hem kapasite maliyeti hem de dışarıdan yazılmış kurallara uyum anlamına gelir.
2.4. Üç katman, üç sayı: kurum, ürün ve ticaret
| Katman | Referans çerçeve | Temel soru | Ana kullanıcı |
|---|---|---|---|
| Kurum | IFRS S2 / TSRS 2, GHG Protocol Corporate Standard | İşletmenin iklim riski ve toplam emisyon envanteri nedir? | Yatırımcı, kreditör |
| Ürün | ISO 14067, ürün ayak izi yöntemleri | Bir birim ürünün yaşam döngüsü emisyonu nedir? | Alıcı, marka, düzenleyici |
| Ticaret | CBAM | İthal edilen malın gömülü emisyonu ve buna bağlı mali yük nedir? | Gümrük/ithalatçı, AB otoriteleri |
Bu üç katman aynı fiziksel gerçeklikten türese de sistem sınırları, tahsis kuralları ve doğrulama beklentileri farklıdır. Türkiye’deki bir ihracatçı için pratik sonuç, aynı tesisten üç ayrı raporun (TSRS, ürün beyanı, CBAM verisi) üretilmesi ve birbirleriyle uzlaştırılmasıdır. Bu yüzden IFRS S1–S2 tabanı gereklidir, ancak tek başına yeterli değildir: kurum düzeyindeki envanter ile ürün ve ticaret düzeyindeki hesaplar arasında izlenebilir bir köprü kurulmadıkça “üç defter, üç gerçeklik” sorunu sürer.
III. Görünmeyen Maliyetler, Dışsallaştırma ve Gezegensel Sınırlar
3.1. Standartlar tarafsız görünür; sonuçları tarafsız değildir
Standart belirleme süreçleri ekonomik güç ve çıkarların kesiştiği alanlardır. Sorun şirketlerin varlığı değil, karar gücü ile çevresel-toplumsal sonuçlar arasındaki mesafenin büyümesidir. Gelişmiş ülkelerin maliyetleri dışsallaştırma eğilimi gerçek olduğu kadar, gelişmekte olan ülkelerin (Türkiye dâhil) kendi emisyon artışları, sübvansiyonları ve verimlilik açıkları da gerçektir. Türkiye hem üretici hem transit ülke konumundadır; basit mağdur/mağdur eden ikiliği yetersiz kalır.
3.2. Dışsallaştırma muhasebenin görünmeyen sayfasıdır
Şirket açısından maliyet olmayan bir unsur (su, karbon, biyoçeşitlilik kaybı, kirlilik) toplum açısından maliyet olabilir. Bir maliyet bilançoda görünmüyorsa yok olmaz; kamu bütçesine, hanehalkına, gelecek kuşaklara, başka bir ülkeye veya ekosisteme taşınır. IFRS S1–S2’nin finansal önemlilik odağı, bu görünmeyen sayfanın önemli bölümünün kurumsal raporun dışında kalabileceği anlamına gelir: bilgi, ancak işletme değerini etkilediği noktada “defter”e girer.
3.3. Gezegensel sınırlar ve muhasebenin zaman sorunu
Planetary Health Check 2025, dokuz gezegensel sınırın yedisinin aşıldığını ve baskının arttığını göstermektedir (Sakschewski vd., 2025). Şirketler işletme sınırları içinde raporlar; ekolojik sistemler bu sınırlar içinde yaşamaz. Muhasebe dönemseldir, ekosistem süreklidir. Finansal dönem ile ekolojik zaman aynı şey değildir. IFRS S2’nin senaryo analizi ve iklim dayanıklılığı gereklilikleri uzun vadeli düşünmeye kapı aralar; ancak bu bir uyum çıktısı olarak kalırsa zaman uyumsuzluğunu kapatmaz. Bu farkı görünür kılmak muhasebenin; yönetmek ise fiyatlandırma ve regülasyonun görevidir.
3.4. Coğrafi taşıma ve bumerang etkisi
Atık ticareti ve karbon kaçağı, maliyetin coğrafi olarak taşınabildiğini gösterir. Ancak ekosistemler gümrük kapılarında çalışmaz. Dışsallaştırma uzun vadede tedarik kesintisi, kaynak kıtlığı, göç baskısı ve finansman riski olarak geri dönebilir. Ekolojik maliyet başka ülkeye gönderilebilir; gezegenin dışına gönderilemez. Risk dağılımı ise asimetriktir.
IV. Karbon Fiyatı, Sermaye Maliyeti ve Türkiye’nin İkilemi
4.1. Tahsis teknik değil, dağıtım problemidir
Tahsis yöntemi değiştiğinde ürün karbon yoğunluğu, maliyet, fiyat, rekabet ve CBAM yükü değişir. Bu nedenle tahsis, ekonomik değer ile çevresel sorumluluk arasındaki dağıtımı görünür kılar. Kapsam 3’te ve ortak üretimde hangi emisyonun hangi işletmenin defterine yazılacağı, yalnızca bir hesaplama tercihi değil, sorumluluk paylaşımıdır.
4.2. CBAM: Karbonun ticaret hesabına girmesi
CBAM, karbonu sürdürülebilirlik raporundan ticaretin ekonomik girdisine taşımıştır (European Parliament and Council, 2023). Verinin karşılaştırılabilir, doğrulanabilir, izlenebilir ve düzeltilebilir olması gerekir. Güven; doğruluk, şeffaflık, izlenebilirlik ve düzeltilebilirlik ile oluşur. IFRS S2 verisi bu güvenin bir bileşenidir, fakat CBAM’ın istediği tesis ve ürün düzeyindeki gömülü emisyon hesabı ile doğrudan örtüşmez; bu nedenle kurum düzeyinde iyi raporlayan bir işletme CBAM’da otomatik olarak avantajlı değildir.
4.3. Yüksek faiz ortamında yeşil dönüşüm paradoksu
TCMB, 10 Eylül 2026’da politika faizini yüzde 37’de tutmuştur (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası [TCMB], 2026). 2027–2029 Orta Vadeli Program, 2026 için yüzde 3,3 büyüme ve yüzde 28,4 enflasyon gerçekleşme tahmini öngörmektedir (SBB, 2026). Dönüşüm için yatırım, yatırım için sermaye gerekir; sermaye pahalıdır, gecikmenin maliyeti de yükselmektedir.
Burada temel paradoks şudur: CBAM bir ceza mekanizması olarak işlerken, Türkiye’nin finansal mimarisi henüz yeterli teşvik (ucuz yeşil kredi, risk paylaşımı, kamu garantili uzun vadeli finansman) sunamamaktadır. IFRS S1–S2’nin temel varsayımı, şeffaf iklim bilgisinin sermaye tahsisini iyileştireceğidir; ancak sermayenin aşırı pahalı olduğu bir ortamda bu varsayım çalışmaz: görünürlük artar, yatırım kararı yine ertelenir. Yüksek faiz ve yüksek enflasyon ortamında karbon muhasebesi, dönüşüm aracı olmaktan çıkıp ihracatçılar için ek bir örtük gümrük vergisine dönüşme riski taşır. Karbon muhasebesi sermaye tahsisinin bilgi altyapılarından biridir; tek başına yeterli değildir.
V. COP31 ve Hesap Verebilirlik: Türkiye İçin Yol Haritası
5.1. Ölçüm, muhasebeleştirme ve hesap verebilirlik
COP31 yalnızca iklim diplomasisi değil, hesap verme diplomasisi de olmalıdır. Tartışma üç düzeyde kurulmalıdır: (1) ölçüm yöntemi, (2) muhasebeleştirme (hangi aktör, ürün ve süreç), (3) hesap verebilirlik (kimin kararını, hangi maliyet ve sorumlulukla etkiliyor). IFRS S1–S2 birinci ve kısmen ikinci düzeyi kurumsal ölçekte güçlendirmiştir; üçüncü düzey, yani maliyetin kimde kalacağı sorusu hâlâ siyasi müzakereye aittir.
Tek standart dayatmak yerine ortak veri dili ve izlenebilirlik aranmalıdır. Standartların kim tarafından ve hangi çıkar dengesiyle yazıldığı sorusu açık tutulmalıdır. Dijitalleşme doğru veriyi hızlandırabileceği gibi yanlış gerçekliği de daha hızlı yayabilir.
5.2. Türkiye’nin önerebileceği çerçeve
- Standartları konuşturmak. GRI, ISSB (IFRS S1–S2)/TSRS, ESRS, GHG Protocol, ISO ve CBAM veri gereklilikleri arasında eşleştirme tabloları oluşturmak; çıkar çatışmalarını şeffaf kılmak.
- Kurum–ürün–ticaret köprüsü. Ürün karbon bilgisini TSRS, maliyet muhasebesi ve yönetim muhasebesi arasında izlenebilir hâle getirmek; pilot sektörlerde (çelik, çimento, alüminyum) ortak veri protokolü denemek. Böylece aynı tesis verisi bir kez üretilip üç amaçla kullanılabilir.
- Tahsisi açıkça dağıtım problemi olarak kabul etmek ve tahsis kurallarını açıklamaya zorunlu kılmak.
- Ölçüm serbestisini şeffaflaştırmak. Konsolidasyon yaklaşımı, Kapsam 2 yöntemi ve veri kalitesi gibi tercihlerin açıklanmasını ve güvence kapsamına alınmasını teşvik etmek.
- Coğrafi dışsallaştırmayı izlemek; aynı zamanda Türkiye’nin kendi emisyon ve verimlilik açıklarını muhasebeleştirmek.
- Önemlilik kapsamını genişletmek. Finansal önemlilik tabanının üzerine, kamu politikası ve kamu finansmanı bağlamında etki bilgisini (çifte önemlilik) tamamlayıcı biçimde tartışmak.
- Gezegensel sınırları görünür kılmak; yönetmek için fiyatlandırma ve regülasyonu öne çıkarmak.
- KOBİ ve tedarik zinciri kapasitesi. Kapsam 3 verisinin kaynağı olan küçük tedarikçiler için ortak veri altyapısı, eğitim ve kademeli uyum takvimi tasarlamak.
- Sermaye maliyetini ve uzun vadeli finansman mekanizmalarını (yeşil tahvil, risk paylaşımı, kamu garantileri) iklim politikasının dışında bırakmamak.
- CBAM’ın korumacı boyutunu ve orta gelirli ülkeler üzerindeki asimetrik yükü müzakere masasına taşımak.
- Kural koyma asimetrisini kabul etmek. Standartlar büyük ölçüde gelişmiş pazarların kurumlarında yazılmaktadır. Türkiye’nin ve benzer ülkelerin bu süreçte yalnızca “konuşma” değil, blok oluşturma ve veto kapasitesini de geliştirmesi gerekir. Aksi takdirde karbon muhasebesi, iklim krizini çözmek yerine faturayı küresel güneyin ve kural koyamayan üreticilerin defterine yazma tekniğine dönüşür. Daha iyi defter, adil dağıtımı otomatik getirmez; siyasi tercih ve karbon fiyatı seviyesi belirleyicidir.
Sonuç
Muhasebe Atlası artık yalnızca işletmeyi değil, değer zincirini ve gezegensel sınırları da göstermelidir. IFRS S1 ve S2 bu atlasın kurumsal sayfasını büyük ölçüde çizmiştir; ürün, ticaret ve dağılım sayfaları ise hâlâ eksiktir. Şirketler küreselleşti; muhasebe hâlâ büyük ölçüde kurumsal-hukuki sınırlar içinde çalışıyor. Ekolojik sonuçlar ise sınır tanımıyor.
Asıl soru karbonun kaç ton olduğu değildir: Ekonomik değer yaratılırken hangi maliyetler görünür bırakılıyor ve görünmeyen maliyetin bedelini kim, hangi mekanizmayla ödüyor?
Karbon, ekonomik değerin yeniden görünür kılınmasının muhasebesidir; fakat bu görünürlüğün adil dağılımı siyasi tercihin işidir. Yeni zincir lineer değil, geri beslemelidir:
Muhasebe → Ölçüm → Görünürlük → Dağılım → Karar → Etki → Hesap Verebilirlik → Güven → Sürdürülebilir Değer (ve tekrar).
Karbonun defteri henüz tam yazılmadı. Önümüzde sekiz yüz yıllık muhasebe tarihi, çoğul standartlar, IFRS S1–S2 tabanı, dijital sistemler, CBAM, TSRS, gezegensel sınırlar ve pahalılaşan dönüşüm maliyeti vardır. Şimdi mesele defteri açmak değil; defterin kimi görünür kılacağını, kimin rekabet gücünü değiştireceğini ve bedelin nasıl paylaşılacağını yeniden düşünmektir.
Asıl tehlike şudur: Karbon muhasebesinin, iklim krizini çözmek yerine krizin faturasını küresel güneyin ve kural koyamayan üreticilerin defterine yazma tekniğine dönüşmesi; yasal hedefe ve somut eyleme dönüşmeyen yeşile boyanmış taahhütlerin de bu dönüşümü meşrulaştırması.
Kaynakça
Eccles, R. G. (2026, 14 Eylül). Carbon accounting and the history of financial reporting standards. Heavy Lifting. [Bağlantı eklenmeli]
European Parliament and Council. (2023). Regulation (EU) 2023/956 of the European Parliament and of the Council of 10 May 2023 establishing a carbon border adjustment mechanism. Official Journal of the European Union, L 130, 52–104. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:32023R0956
Greenhouse Gas Protocol. (2004). A corporate accounting and reporting standard (Revised ed.). World Resources Institute & World Business Council for Sustainable Development.
IFRS Foundation. (2023a). IFRS S1 General requirements for disclosure of sustainability-related financial information. International Sustainability Standards Board.
IFRS Foundation. (2023b). IFRS S2 Climate-related disclosures. International Sustainability Standards Board.
International Chamber of Commerce & Carbon Measures. (2026). Technical Expert Panel on Carbon Accounting: Landscape review and related materials. https://iccwbo.org/global-insights/carbon-strategies/carbon-expert-panel/
International Organization for Standardization. (2018). ISO 14067:2018 Greenhouse gases — Carbon footprint of products — Requirements and guidelines for quantification.
International Sustainability Standards Board. (2025). Amendments to greenhouse gas emissions disclosures (Amendments to IFRS S2). IFRS Foundation. https://www.ifrs.org/projects/completed-projects/2025/amendments-to-disclosure-of-greenhouse-gas-emissions-s2/
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu. (2023). Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS 1 ve TSRS 2). Resmî Gazete, 29 Aralık 2023 (Mükerrer), sayı 32414.
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu. (2026a). TSRS uygulama kapsamına ilişkin Kurul Kararı (13 Ocak 2026). Resmî Gazete, 16 Ocak 2026, sayı 33139.
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu. (2026b). TSRS 2 İklimle İlgili Açıklamalar standardına ilişkin Kurul Kararı (22 Temmuz 2026, sayı 75935942-050.01.04-01-44275).
Pacioli, L. (1494). Summa de arithmetica, geometria, proportioni et proportionalità. Venedik.
Sakschewski, B., Caesar, L., Andersen, L., Bechthold, M., Bergfeld, L., Beusen, A., … Rockström, J. (2025). Planetary Health Check 2025: A scientific assessment of the state of the planet. Potsdam Institute for Climate Impact Research. https://doi.org/10.48485/pik.2025.017
T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı. (2026). Orta Vadeli Program (2027–2029). https://www.sbb.gov.tr/
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. (2026, 10 Eylül). Faiz oranlarına ilişkin basın duyurusu (2026-38). https://www.tcmb.gov.tr/
United Nations Framework Convention on Climate Change. (2026). 2026 United Nations Climate Change Conference (COP31). https://unfccc.int/cop31
![]()
