Skip to content

Akademik Everest’in zirvesinden kongreye bakmak…

Kongre mi, Vitrin mi, Bilgi Toyu mu?

Pasaportlar uluslararası olabilir; peki ya sorular?

Bir kongrenin başına “International” yazmak onu gerçekten uluslararası yapar mı?…

Afişte farklı ülkelerden isimler yer alır. Açılışı yabancı bir konuk yapar, programda birkaç İngilizce oturum bulunur, sosyal medyada “international” ve “global” sözcükleri dolaşır. Kongre artık uluslararasıdır. Öyle midir? Belki görünüş olarak. Bilim ise görünüşle yetinmez. Mesele insanların hangi ülkeden geldiği değil, hangi soruların birlikte sorulduğudur.

Kongre: birlikte adım atmak

Kongre sözcüğü Latince kökenlidir; birlikte yürümek, birlikte adım atmak, gerektiğinde birlikte mücadele etmek gibi anlamlar taşır. Bilimsel dünyada sempozyumdan bir basamak yukarıda sayılır: genellikle aynı alanda uzmanlaşmış bilim insanlarının çağrıldığı, konuların derinlemesine tartışıldığı toplantılardır.

Bizim kültürümüzde bu buluşmanın kendi sözcüğü de var: toy. Eski Türkçede toy hem devlet işlerinin görüşüldüğü bir meclisi hem herkesin bir araya geldiği büyük şöleni anlatır. Modern bir kongreyle tarihsel toy aynı kurum değildir, ikisini özdeşleştirmek doğru olmaz. Yine de “bilgi toyu” işe yarayan bir metafordur: bilginin sofraya konduğu, paylaşıldığı, sınandığı ve birlikte yeniden üretildiği bir buluşma.

Bu gözle bakınca kongrenin nasıl işlemesi gerektiği de görünür. Bir araştırmacı çalışmasını sunar, bir başkası yönteme itiraz eder, bir üçüncüsü aynı problemi başka bir kurumsal bağlam üzerinden yeniden düşünmeye çağırır. Araştırmacı salondan geldiğinden biraz farklı bir düşünceyle çıkar. Kongre tam burada başlar. Bildiri sunmak ilk adımdır; tartışma, onun sınandığı ve olgunlaştığı yerdir. Kongre bildiri özetlerinin toplandığı bir veri tabanı değil, fikirlerin çarpıştığı ve çoğaldığı canlı bir zemindir.

Ne zaman “uluslararası” oluruz?

Yükseköğretim yazınında uluslararasılaşma çoktandır yalnızca hareketlilik ya da ülkeler arası bağlantı sayısıyla tanımlanmıyor. Jane Knight’ın sık anılan yaklaşımı, uluslararası, kültürlerarası ve küresel boyutların yükseköğretimin amacına, işlevine ve sunumuna bütünleştirilmesinden söz eder (Knight, 2004). OECD’nin 2025 tarihli politika notu da sınır ötesi işbirliğini güçlendirmek için önerdiği altı yaklaşımdan biri olarak simetrik katılımı, yani tarafların eşit düzeyde yer almasını öne çıkarıyor (OECD, 2025).

Bunu kongre salonuna taşıdığımda soru değişiyor. “Kaç yabancı akademisyen geldi?” yerine “Kaç farklı akademik bakış ve yöntem gerçekten karşılaştı?” diye sormak gerekiyor. Uluslararasılık, isimlerin coğrafyasından önce düşüncenin coğrafyasıdır.

Vitrin sorunu

Başlıkta, afişte, web sitesinde, program kitapçığında “International” yazabilir. Konuşmacı listesinde beş ülke bulunabilir. Ama davetli konuk yalnızca açılışta konuşup salondan ayrılıyor, yerel araştırmacılar kendi oturumlarında tanıdık bildirilerini sunuyor ve gelenekler arasında hiçbir etkileşim kurulmuyorsa ortada uluslararası bir görünürlük vardır, uluslararası bir karşılaşma yoktur. Akademik turizmle akademik karşılaşma arasındaki fark tam buradadır. Yabancı katılımın değersiz olduğunu söylemiyorum; farklı geleneklerin bir araya gelmesi çok kıymetli. Sorun, katılımın niteliği ölçülmeden onun uluslararasılığın kendisi sayılmasında.

Akademide bir de zirve psikolojisi var. Herkes akademisyendir, ama bazıları “daha akademisyendir”. Afişte unvanlar uzar: Distinguished Professor, Keynote Speaker, Honorary Chair, International Advisory Board. Bu görevlerin kurumsal ve sembolik bir işlevi elbette var. Ama bir etkinliğin niteliğini unvan ve ülke sayısının toplamına indirgemeye başladığımızda bilimsel içerik vitrinin arkasına çekilebilir. Başlığa “International” yazmak bir tasarım tercihidir; farklı geleneklerin gerçekten karşılaşabileceği bir entelektüel iklim kurmak ise bir sorumluluktur.

Üç koşul

Seçicilik. Bir kongreyi büyütmenin en kolay yolu katılım eşiğini düşürmektir: herkes gelsin, herkes sunsun. Bunun kapsayıcı bir yanı var, inkâr etmiyorum. Ama katılımın genişlemesi ile bilimsel seçiciliğin ortadan kalkması aynı şey değildir. Yüzlerce bildirinin beşer dakikada geçildiği, tartışmaya zaman kalmadığı bir programda nicelik etkileşimin yerini alır. Seçicilik akademik kibir değil, doğru uygulandığında bilimsel sorumluluktur.

Yerleşik muhasebe konferansları bunun somut örneklerini sunuyor. EAA’nın 2026 kongresinde bilimsel komite 250’den fazla akademisyenden oluşuyor, net bir puanlama yöntemi kullanılıyor ve giderek artan sayıda bildiri için alan uzmanı tartışmacılar görevlendiriliyor (EAA, 2026). AFAANZ 2026’da bütün bildiriler Teknik Komite tarafından kör değerlendirmeden geçiyor, tam çalışma taslağı bekleniyor ve sonuçla birlikte değerlendirme geri bildirimi yazara iletiliyor (AFAANZ, 2026). AAA’nın 2026 Global Connect toplantısında bir bildiri göndermek, yazarlardan birinin başka bir bildiriyi hakemlik etme taahhüdünü de getiriyor (AAA, 2026).

Bu örneklerde seçicilik ile kapsayıcılığın karşı karşıya konmadığı da dikkat çekiyor. Aynı kurumlar erken aşamadaki araştırmacılar için ayrı formatlar işletiyor: EAA’nın doktora kolokyumu, AFAANZ’ın doktora sempozyumu, AAA’da The Accounting Review erken aşama araştırma parkuru ve Global Emerging Scholars atölyesi. Yani kapıyı daraltmak yerine, olgunluk düzeyine göre farklı kapılar açılıyor. Amaç bu kurumları birbirine üstün ilan etmek değil, bilimsel toplantının nasıl tasarlandığına bakmak.

Çok seslilik. Yirmi ülkeden akademisyenin aynı salonda bulunması bir kalabalıktır. Çok seslilik, farklı seslerin yan yana oturmasından değil, birbirini dinlemesinden ve birbirine cevap verebilmesinden doğar. Bir Türk araştırmacı Türkiye’deki bir muhasebe problemini özgün bir kuramsal çerçeveden ele alır. Avrupalı ya da Asyalı bir meslektaşı aynı probleme farklı bir düzenleyici bağlamdan bakar. Genç bir araştırmacı, kıdemli bir akademisyenin yöntemsel varsayımına gerekçesiyle itiraz eder. Bilgi toyu ancak böyle kurulur. Bilim bir onay kulübü değil, bir sınama alanıdır; bilimsel çoğulculuk herkesin birbirini nezaketle alkışlaması değil, gerektiğinde “neden?” diye sorabilmesidir. Bunu mümkün kılan araçlar bellidir: tartışmacı oturumları, karma ülkeli oturum başkanlıkları ve gerçekten tartışmaya yetecek bir soru-cevap süresi.

Dil meselesi de burada durmalı. İngilizce küresel bilimsel iletişimin vazgeçilmez aracı; EAA kongresinde de resmî dil İngilizce ve çeviri ekipmanı kullanılmıyor (EAA, 2026). Ama ortak dil ortak bir zemin sağlar, uluslararasılığı tek başına üretmez. Zayıf bir kuramsal çerçeveyi İngilizce sunmak onu nitelikli araştırmaya dönüştürmez; güçlü bir çalışma da yalnızca Türkçe yazıldığı için değerini yitirmez. Yerel deneyim, evrensel bir araştırma sorusuyla bağlanabildiği ölçüde uluslararası bir katkıya dönüşür.

Tematik derinlik. Artificial Intelligence, Sustainability, ESG, Digital Transformation, Blockchain. Bu sözcüklerden birini başlığa koyduğunuzda afiş güncelleniyor. Oysa tema araştırma sorusunda yaşar. “Yapay zekâ ve muhasebe” başlıklı bir bildiri, yapay zekânın muhasebe bilgisinin üretimini nasıl değiştirdiğini sorguluyorsa temayı taşıyordur. Yalnızca yapay zekânın öneminin arttığını söylüyorsa ortada bir anahtar kelimeden fazlası yoktur. Ana tema oturum tasarımında, yöntem tartışmalarında ve bildirilerin problematiğinde izlenebiliyorsa bilimsel bir omurgadır; izlenemiyorsa entelektüel bir ambalajdır.

Kongre geriye ne bırakmalı?

Sofra kalabalık olabilir; asıl mesele sohbetin sofradan kalktıktan sonra sürüp sürmediği. Katılım belgesi, hatıra fotoğrafı ve sosyal medya paylaşımları etkinliğin görünen yüzüdür. Bilimsel izi başka yerde aramak gerekir: yeniden formüle edilmiş bir araştırma sorusunda, sınırları aşan bir ortak çalışmada, eleştiriler doğrultusunda baştan kurulan bir makale taslağında, genç bir araştırmacının ufkunu açan nitelikli bir geri bildirimde. İyi bir kongre çoğu zaman makalenin bittiği değil, yeniden başladığı yerdir. Gerçek tartışma, bitmiş bir metni alkışlamaktan çok, henüz bitmemiş bir çalışmayı ortak akılla olgunlaştırmaktır.

Katılımcı sayısı, ülke sayısı, bildiri sayısı ve sosyal medya erişimi kolayca ölçülür. Bir sorunun bir araştırmacının zihnini ne kadar değiştirdiğini ya da bir tartışmanın sonraki çalışmaya etkisini aynı kolaylıkla ölçemeyiz. Akademinin sevdiği tuzak burada: ölçebildiğimizi başarı sanıp ölçemediğimizi yok saymaya başlıyoruz. Atıf ve araştırma ağları değerli göstergelerdir; ama ölçülebilir olmak bilimsel olmak demek değildir.

Son söz: pasaportlar değil, sorular sınır geçmeli

Kongre mi? Araştırmacılar birbirini dinliyor, varsayımları sorguluyor, yöntemleri tartışıyor ve yeni araştırma patikaları açıyorsa evet. Vitrin mi? Başarı, bilimsel tartışmanın derinliğinden çok unvanlar, ülke sayıları ve “International” ibaresinin pazarlanabilir görünürlüğü üzerinden kuruluyorsa öyle. Bilgi toyu mu? İnsanlar gerçekten bir araya gelip bildiklerini paylaşıyor, birbirinin düşüncesini sınıyor ve ortak sorular üretiyorsa bu metafor anlam kazanır. Mesele yalnızca toplanmak değil, birlikte düşünmektir.

Uluslararası bir kongrenin en basit ama en zor ölçütü bence şu: başka bir ülkede aynı alanda çalışan bir araştırmacı bildiriyi dinlediğinde ya da okuduğunda “bu benim de sorum” diyebiliyor mu? Diyebiliyorsa soru sınırı aşmıştır. Uluslararası olmak; pasaportların çeşitliliği, sunumların İngilizce yapılması ya da afişe yabancı isimlerin dizilmesi değil, farklı akademik geleneklerin birbiriyle gerçek ve dönüştürücü bir karşılaşma yaşayabilmesidir.

Akademik dağın zirvesinden bakarken belki şu rahatsız edici soruyu sormalıyız: dağ mı yükseldi, afiş mi büyüdü? Dünyanın dört bir yanından isimler aynı otel salonuna ya da aynı Zoom ekranına sığabilir; aynı bilimsel soruya sığmak daha zordur. Pasaportlar uluslararası olabilir. Bilim ise ancak sorular sınırları aştığında uluslararasılaşır.

Kaynakça

American Accounting Association. (2026). 2026 AAA Global Connect: Submissions. https://aaahq.org/Meetings/2026/August-Meeting/Submissions

AFAANZ. (2026). AFAANZ 2026 Conference: Call for papers and guidelines for submission. https://www.afaanz.org/conference

European Accounting Association. (2026). Submission/review process, EAA Annual Congress 2026. https://eaa-online.org/congress-2026/submission-review-process/

Knight, J. (2004). Internationalization remodeled: Definition, approaches, and rationales. Journal of Studies in International Education, 8(1), 5–31. https://doi.org/10.1177/1028315303260832

OECD. (2025). Policies for transnational collaboration in higher education. OECD Publishing. https://doi.org/10.1787/e07d8c0f-en

Loading

Sonraki
Önceki
Back To Top